19 Ekim Perşembe, 2017
SİNEMA NASIL DOĞDU

SİNEMA NASIL DOĞDU

hugo_ver2

Şaziye AYAŞ

Sinema nasıl doğdu?

Sinemanın nasıl doğduğuna dair güzel bir tartışma dinleyince aklıma düştü bu soru.

Gerçekten “Sinema nasıl doğmuştu?” sorusunun türlü türlü cevabı vardı ve cevap elbette ki sinemaya bakışınıza göre değişiyordu.

Eğer kamera ile- ya da ilkel türevleri  – çekilen her şeye sinema diyorsanız (sinemadan kasıt sanat olarak sinema) Edison’un elektrikli sandalye videosunu, bir başkanlık seçimini veya bir filin canlı canlı katledilişini ilk sinema olarak addedebilirsiniz.

Sinemayı bir endüstri olarak görüyorsanız ilk sinema gösterimini yapan her ülkeye kamerayı pazarlayan veya ne kadar ilginç bir fikir olsa da ilk korku denemesi  olduğunu düşündüğüm trenin gara girişini ilk komedi filmi olan Bahçıvan’ı çeken Lumiereler’ i sinemanın mucidi sayabilirsiniz.

Ama görüntüyü çeken, ona anlam katan belirli bir bakışa sahip bir yönetmeni olmadan film film midir sinema sinema mıdır? Yönetmen ile kameramanı ya da teknisyeni aynı kefeye koyabilir miyiz?

Sinema bir sanatsa mucidi Potter mi yoksa Melies mi diye tartışmalıyız; Edison mu yoksa Lumiere mi diye değil.

Son zamanlarda konuşulduğu ve ortaya atıldığı üzere bence de  sinemanın mucidi  kuşkusuz Melies`dir. Belirtmeliyim ki; kamerayı yanlışlıkla kapatıp açıp kurguyu keşfetmemiş olsa bile Melies olacaktı.

Çünkü o kameraya/ sinemaya ne Edison gibi para kazanabileceği bir araç ne de Lumiereler gibi babalarını memnun etmek isteyen çocuk gibi şöhret kazanmak, kendilerini dünyaya duyurmak gibi bir nedenle film çekmeye başladı.

O makineye sanatını icra edebileceği bir araç gözüyle baktı.

Ve benim gözümde de ilk yönetmen olmayı haketti. İlklerin ne önemi var diye düşünürken ilklerin insana sorgulamayı öğrettiğini anlamamı sağladı.

***

İlkokulda ortaokulda arkadaşlarıma rezil olmamak için izlediğim Bruce Willis, Mel Gibson, Charlie Sheen, Sylvester Stallone’ in oynadığı Zor Ölümleri, Cehennem Silahlarını,  Rockyleri, Kemal Sunal komedilerini şimdi saysam ve ben film severim çok izlerim desem ve kendimi birçok film izlemiş bir master şef saysam bana gülmez misiniz?

Yani sinemayı bir sanat olarak görmüyorsanız elbette Lumiereleri ya da Edison’u sinemanın mucidi sayabilirim.

Sinema salt çekimden mi ibarettir, o zaman neden haber bültenlerine sinema demeyiz? Sinema bir salonsa onu en çok dolduran daha mı çok sinema yapmış oluyor?

Sinema bir yönetmen, bir bakışsa Melies`den öncesi var mıdır?

Sinemaya yedinci sanat diyeceksek, hiçbir estetiği olmayan görüntüleri milat sayabilir miyiz

Bence sinema sanattır hem de ulaşılabilecek en yakın sanat.

***

Dünyanın ilkleri vardır da insanın yok mudur?

Elbette vardır ve bireyselleşen modern dünyada birincisinden çok daha önemlidir. Yoksa zaten sinemayı teknik anlamda icad eden ilk kişinin Lumiere kardeşler olduğunu bilmeniz size en fazla “Kim Milyoner Olmak İster?” gibi bir yarışma da 15.000’lik soruya doğru cevap vermenizi sağlar.

Düşün sevgili okuyucu televizyonda çerez niyetine izlediğimiz filmleri saymazsak sizin ilk seyrettiginiz yönetmen filmi hangisiydi?

Ondan ne öğrendin, seni nasıl etkiledi, senin için özel yanı neydi?

Mecidi, NBC, Tarkovsky, Reha Erdem, Semih Kaplanoğlu, Bunuel, Almodovar, Lars ya da benim gibi Ahmet Uluçay?

Hatırla ve sana sinemanın sanat olduğunu hissettiren o filmde diğerlerinden farklı olan şey neydi?

Sinemaya nasıl adım attınız, iyi bir seyirci olmaya nasıl başladınız?

Yoksa hala başlamadınız mı?

 

Tavsiye Film; Scorsese Hugo (2011)

|| Editör kimdir?

Editör
Bizim Semaver Editörü Haberleriniz için haber@bizimsemaver.com, yazı ve şiirleriniz için yazi@bizimsemaver.com adreslerinden bize ulaşın.

Yorum yaz

Yukarı Git