19 Ekim Perşembe, 2017
Şimdi haberler

Şimdi haberler

N.Kağan Çetin

Herhangi bir gazetede hatırlanmaya değer bir haber okumadığımdan eminim. Eğer bir adamın soyulduğuna, öldürüldüğüne, kazada öldüğüne, yahut bir evin yandığına, bir teknenin battığına, bir buharlı geminin infilak ettiğine, bir kuduz köpeğin veya kış ortasında bir çekirge sürüsünün telef olduğuna dair bir haber okumuş isek, aynı konuda ikinci bir haberi okumamıza ihtiyaç yoktur. Bir tane yeter, prensibi kavradıysanız, bir yığın vak’a ve uygulamaya ne ihtiyacınız olabilir? Adına haber denilen şeylerin tümü, bir düşünür için dedikodudan ibarettir.

                                                                             Henry David Thoreau

Günümüzde habercilik anlayışı olumsuzluk üzerine kurulu.

Nerede bir soygun, ölüm, yangın, patlama, kaza varsa, hemen haber olarak servis ediliyor.

Aynı tarzdaki haberler günler, haftalar, aylar ve yıllar boyu aynı şekilde verilmeye devam ediyor.

Tahrip ne kadar fazla ise, haber değeri o kadar artıyor.

Bu, bütün dünyada böyle.

Tamam son yıllarda bu anlayış birazcık olsun sorgulansa bile, yine de haber mantığı aynı.

Usta bir sanatkârı haber yapan kaç editör var?

Yetimlere sahip çıkan biri hangi habercinin dikkatini çeker?

Karşılıksız iyilikte yarışan kişiler haberlere konu olur mu?

Büyük bir ihtişam ve şölenle dünyayı değiştiren ilkbahar mevsimi kaç ana haber bülteninde ilk haber olarak verilir?

Kameralar bir kere olsun dünya semasını aydınlatan milyonlarca yıldıza çevrilir mi?

Her sabah ufku süsleyen güneşin doğuşunu kaç gazete manşetten verir?

Oysa gerçek gündemi oluşturan haberler bunlar.

Batı Uygarlığı’nın habercilik anlayışında bunlara yer verilmez.

Bizdeki durum Batı Uygarlığı’ndan çok farklı değildir.

Her şeyi Batı’dan kopyaladığımız için, Batı’nın haber mantığı bize de yerleşmiş.

Hangi haber kanalına baksanız, hangi gazeteye göz atsanız, incir çekirdeğini doldurmayacak meseleler ilk sıralarda yer alır.

Hangi politikacı diğerine bağırmış?

Bana ne arkadaşım bundan?

Euro-Dolar pariteleri hangi yönde değişmiş?

Seni ilgilendirir mi?

Bırakın bunları.

Biraz metropollerden uzaklaşıp köylere, dağlara, ormanlara, göllere, deniz kıyılarına yolculuk yapsanız, gerçek haberlere bizzat şahit olursunuz.

Bir sabah şehrin dışındaki dağ köylerine doğru yolculuk yapın. İlkbahar mevsiminin ihtişamına, kuşların senfonilerine, çiçeklerin güzelliğine tanıklık edin.

Koca bir kış mevsimini arkada bırakıyoruz.

Ağaçlar, toprak, çiçekler, çimenler, kelebekler uyanıyor.

Günün farklı saatlerinde farklı manzaralar yaratılıyor Sâni-i Kadîr tarafından.

Kâinatın her karesinde ayrı bir sanat dikkatimizi çekiyor.

Bu eşsiz manzaraların, bu harika tabloların Sanatkârından haber veren var mı?

Şu cansız, şu kemik gibi ağacın dallarını yüzlerce çiçekle süsleyen Kudret, nasıl bir kudrettir? Bu çiçekleri renklendiren hangi Sanatkârdır?

Her saat gökyüzünde hareket eden bulutlar… Soğuk kış mevsiminin yerine sımsıcak ilkbaharın gelişi… Dağlarda kaynayan pınarlar, çaylar, gözeler…

Fussilet Suresi’nin 39. ayeti:

“Yine Onun âyetlerindendir ki, sen yeryüzünü kurumuş, boynu bükük görürsün; fakat üzerine suyu indirdiğimizde kıpırdanır ve kabarır. Ona can veren, ölüleri diriltenin tâ kendisidir. Çünkü Onun gücü herşeye yeter.”

Yeryüzünün her ilkbahar mevsiminde yeniden canlanması, son derece önemli bir haber demek ki…

Her ilkbahar mevsimi, aslında ahiret hayatını hatırlatan enfes örneklerle doludur. Burada ilkbahar mevsimini kim yaratıyorsa, ahireti de O Kudret yaratacak.

Asr Suresi:

“Asra yemin olsun. İnsan hüsrandadır. Ancak iman edip güzel işler yapanlar ve birbirlerine hakkı ve sabrı öğütleyenler müstesna.”

Bir asrın içinde bir insan ömrü çok kısa… Bu kısacık sürede hüsrana uğramamak için bir şeyler yapmak gerekiyormuş: İman etmek, güzel işler yapmak, birbirine hakkı ve sabrı öğütlemek.

Bakara Suresi 25. ayetten bir bölüm:

“İman edip güzel işler yapanlara müjdele: Onların, altından ırmaklar akan bahçeleri olacak.”

İman edip güzel işler yapmanın neticesinde cennet müjdesi var.

Güneşin yörüngesi Yasin Suresi’nde anlatılır:

“Güneş de kendisi için belirlenmiş bir kanunla, yörüngesinde akar, gider.”

Genişleyen kâinat, Zariyat Suresi’nde haber verilir:

“Göğü elimizle Biz bina ettik ve Biz genişleticiyiz.”

Bunlar, Kur’ân-ı Kerim’in verdiği haberler.

Haberlere Kur’ân-ı Kerim açısından bakmak bu kadar farklı.

….

Şimdi bir karar vermek durumundayız.

Hepimiz aynı dünyada yaşıyoruz. Ama bakış açılarımız farklı.

Haberlere ister Batı Uygarlığı açısından bakın, ister Kur’ân-ı Kerim açısından…

Batı Uygarlığı’nın haber mantığının temeli madde, seküler meseleler, olumsuzluk, ümitsizlik.

Kurân-ı Kerim ise hem kâinattan, hem başka âlemlerden haberler veriyor. Bunların da ötesinde cennetle müjdeliyor.

Bu konuda daha ayrıntılı bilgi edinmek için Ümit Şimşek’in “Yazı Teknikleri 1” ve “Yazı Teknikleri 2” isimli videolarını internetten izleyebilirsiniz.

|| Necati Kağan Çetin kimdir?

Necati Kağan Çetin
1973’te Denizli’de doğdu. Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı’nı bitirdi. Özgür ve Bilge Dergisi’nde “Sade Yaşam” Editörü olarak başlayan yazı hayatı, internette devam ediyor. Bilim, sanat, felsefe ve daha pek çok alanda okumalar yapıyor. Monotonluktan hoşlanmıyor. Okumak, yazmak, dinlemek ve susmak, onun için çok önemli…

Yorum yaz

Yukarı Git