24 Haziran Cumartesi, 2017
Duyurular

Rumeli medeniyeti

foto2996-gazi-husrev-bey-kutuphanesi-koleksiyonu39-ndan-eski-saraybosna-fotograflari--3

Mikail Türker Bal

Hep söylenen klişe bir söz var: ”Osmanlı sadece Rumeli’ye yatırım yaptı. Anadolu’da yatırımı olmadı, bu yüzden de Anadolu geri kaldı.” deniliyor.

Ben bu söze katılmıyorum. Anadolu geri kalmadı, başından beri geri kalmayı tercih etti! Tıpkı bu gün de olduğu gibi! İspat mı istiyorsunuz? Hadi diyelim ki belirli zamanlarda belirli imkânlar yoktu. Bu yüzden geri kalındı. Maddi imkânsızlıklar yüzünden okuyamayıp çalışmak zorunda olan nesiller oldu. Fiziki şartlar da elverişli değildi. Devlet her yere okul yaptıramadı.  Ama bu gün her türlü imkân doğudan batıya her yere ulaştı. Büyük çoğunluk şehire geldi. Fakat ne hikmetse şehire gelenler; ‘Sağa sola bakalım, burada yaşamanın edep-adabı ne ise ona göre yaşayalım’ diyeceğine şehirde de geldikleri yerdeki yaşam şekillerine devam ettiler. 50 yıldır şehirde yaşayan aileler 3. Kuşak olmuş hâlâ aynı şekilde yaşıyorsa orada bir sorun var demektir. Kültürden, sanattan hâlâ tek kelime habersizse o insan topluluğunun şehire ve medeniyete nasıl bir katkısından söz edebiliriz? İlk gelenler yokluk ve fakirlik gördü, çalışmak zorunda idiler. İkinci kuşak hem çalıştı hem okudu okuyabildiği kadar. Fakat 3. Kuşaktan tek istenen okumak ve tahsil seviyesini yükseltmekti. Fakat çoğunluğa bakıldığında durum hiçte beklenildiği gibi değil. Çünkü insanlar herhangi bir değişim göstermek istemiyorlar. Bunun nedeni etraflarının aynı tip insanlar ile çevrili olmasında.

Rumeli insanını da tanıdım. İçlerinde bulundum. Osmanlı oralardan çekileli aradan 100 sene geçmiş. Nice zulümler görmüşler. Komünizm-sosyalizm gibi rejimlerde kılıktan kılığa sokulmak istenmişler. Bu kadar dejenere çabasına rağmen Edirne sınırından çıkınca Osmanlı havası esmeye başlıyor. Oralarda, o insanlarda Osmanlı kültür mirasını fazlası ile görüyoruz. Dedemiz Osmanlı nasıldı? Nasıl yaşardı?  Bu soruların cevabını buralarda bulmak  bu gün imkansız iken oralarda canlı canlı görüyoruz. Bir Osmanlı teb’ası terbiyesi hâlâ hakim. Türk olmayan Boşnak kardeşlerimizin Osmanlının güzel ahlakı sayesinde kavuştukları İslam inancının kıymetini bilmeleri, Osmanlı kültür ve yaşam tarzını iliklerine kadar benimseyerek bir Türk gibi yaşamaları hayret ettiriyor hepimize. Nesilden nesile aktarılan Osmanlı kültürü gündelik hayatın içinde bu gün de mevcuttur.

Kimse kusura bakmasın yabana atılacak bir konu değildir medeniyet ve kültürel birikim. Bir insan her gün bu gün olduğu noktadan biraz daha ileri gitme çabasında olmalı. Şaşırdığım konu peygamberimizin emri bu! Fakat bu gün koloni halinde yaşayan köylü şehirliler oldukları yerde dursa ona da şükür. Topluca geriye doğru gidiyorlar. Gelmeyeni de ayıplıyorlar.

Müziği ile kültürü ile sanatı ile Osmanlı’nın izini Rumeli’de sürüyorum. Daldıkça nasıl bir mirasa sahip olduğumuz gün gibi ortada iken bırakalım artık bilmem nereliler günlerini şunu bunu! Özümüze dönelim. Özümüze dönmek demek postmodern şehirli köylülük sergilemek değildir. Önce düşünce olarak medeni olma gayretinde olduğumuzu göstermeliyiz etrafa. Yaşanan her türlü olumsuzluğa rağmen yine de olumlu düşünmek mecburiyetindeyiz. Hepimiz elimizi taşın altına koyarak İşe başlamalıyız.  Önce kitaplardan başlamalı. Okumaya zaman ayırmalıyız. Aramaya, görmeye duymaya da….

|| Mikail Türker Bal kimdir?

Mikail Türker Bal
1984 İstanbul-Kadıköy’de doğdu.2002 Yılında Üsküdar Fazilet Erkek Lisesinden,2007 yılında Sakarya Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği bölümünden mezun oldu. Aynı yıl Yeditepe Üniversitesi’nde Eğitim Yönetimi ve Denetimi bölümünde yüksek lisans eğitimine başlayarak yüksek lisansını tamamladı. Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünden ikinci üniversite eğitimi aldı. 5 Yıl özel bir eğitim kurumunda Sınıf Öğretmeni olarak çalıştı. Şu an serbest ticaretle uğraşmakta. H Yayınları’nın Kültür Sanat danışmanlığını yapmaktadır. Balkanlar,Tasavvuf ve milli kültür alanlarında araştırmalarını devam ettiriyor.

Yorum yaz

Yukarı Git