20 Ağustos Pazar, 2017

Kategori Arşivi: Röportaj

Haber Aboneliği

“MİLLETİMİZ, DÜNYA DOLUSU KÖTÜLÜĞE DİRENİYOR”

Yazar Elif Sönmezışık, 15 Temmuz Destanı ile ilgili yeni kitabı Yeniden İstiklal’i anlattı. Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Nehir Aydın Gökduman ile Çocuk Edebiyatı Üzerine

Nehir Aydın Gökduman, 1969 yılında   Çanakkale’de  doğdu.İlk ve ortaokulu  Bandırma’ da okumuş. Bursa Meslek Lisesinden sonra 19 Mayıs Üniversitesi  hemşirelik bölümünü bitirmiş. Bir süre hemşirelik yaptıktan sonra yazarlığa yöneliyor. Bir derginin öykü yarışmasını kazanması yazarlığa adım atmasına olanak sağlıyor. Klasik bir soru ile başlıyoruz . Yazar olmaya nasıl karar verdiniz ?  Neden çocuk edebiyatı ? Nehir Aydın Gökduman :  Çocukluk hayalimdi benim yazarlık. Kitaplara aşıktım ilkokuldan beri…Önce yetişkin edebiyatıyla başladım. On kadar roman ve öykü kitabım yayınlandı fakat sonradan çocuk edebiyatına yöneldim. Kitaplarımda çok sevilince çocuk edebiyatında karar kıldım. Yazdığınız kitaplarda kendi çocuklarınızdan esinleniyor musunuz? Çocuklarınızla yaşadıklarınız eserlerinize nasıl yansıyor? Nehir  Aydın  Gökduman: Tabi oldukça fazla etkileniyorum. Mesela kızım bir keresinde bana kızdı ve sırt çantasına eşyalarını koyup , “ben evi terk ediyorum artık burada yaşamak istemiyorum.” dedi. Ben de “git nereye gidersen” dedim. Kapıyı açtı,evden çıktı.Sonra kızım  yan komşuya gidip “sizin kızınız olabilir miyim ? “ dedi. Komşu da ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Cengizhan Orakçı ile konuştuk

Röportaj: Özden Gülen Şair ve Yazar CENGİZHAN ORAKÇI ile Hayatı, Dili, Yeni Nesli ve Şiiri Konuştuk Sayın Hocam önce zamanda geçmişe doğru bir yolculuk yapalım istiyorum. Sivas – Gürün’de dünyaya gelmişsiniz ancak çocukluğunuz Bursa’da geçmiş. Bu iki şehrin hikâyesini, sizde bıraktığı hisleri ve izleri kısaca öğrenebilir miyiz? Sivas’ta doğdum. Ama üç yaşımda Bursa’ya  gelmişiz. Bursa’da büyüdüm. Sivas’ı daha sonra gördüm. Liseyi bitirene kadar Bursa’da yaşadım. Bu sebepten de kendimi Bursalı olarak hissediyorum. Böyle söylediğim zaman Sivaslı olan bazı tanıdıklar “Sen Sivaslı değil misin”    diyerek takılıyorlar. Ancak bana göre hatıraları en çok neredeyse, insan oraya aittir. Ailemin bütün fertleri Bursa’da yaşıyor zaten. Sıla-i rahimi Bursa’ya yapıyorum. Demek ki benim memleketim Bursa.  Burada söz etmem gerek, bir de dağ konusu var. Yaşadığım diğer şehirlerin hiçbirinde dağ yoktu.  Sadece Bursa’da vardı. Onun eteklerinde büyüdüm. Benim dağım Uludağ’dır. Başka şehirlerden söz ettiniz, hangi şehirlerde yaşadınız? Üniversiteyi Ankara’da okudum. Aslında öğretmen olmayı düşünmemiştim. O yıllarda arkadaşlarla ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Sücaattin Erdem’le Mülakat

Roportaj: Mehmet Nuri Yardım İyi dostlar sizi iyi insanlarla tanıştırır, görüştürür. Kıymetli hikâyeci Şerif Aydemir de beni yıllar önce çok değerli bir yazarla tanıştırmıştı: Sücaettin Erdem. Elbette yazarımızı eserlerinden, Dergâh Yayınları arasında çıkan Arapgir Hasreti ile Bu Dağların Ardı isimli nefis kitaplarından tanıyordum. Ancak bu şifahi tanımanın vicahi görüşmeye dönüşmesi çok iyi oldu. Anadolumuzun has insanlarından bir gönül adamını yakından tanıma şerefine erdim. Sonra gördüm ki, Sücaattin Bey Ezel Erverdi, Ebubekir Erdem gibi büyüklerimizin de gönül hanelerinde sağlam bir yere sahip. Şair Metin Önal Mengüşoğlu’nun yakın dostu. Başka kültür sanat adamlarıyla da muhabbeti derin. Bir gün kalemimin gücü yeterse “bir insan”, “bir dost” ve “bir baba” olarak Sücaattin Erdem portresini anlatmaya çalışacağım. Ama buna henüz hazır değilim, çünkü bu konuda heybem ne yazık ki şimdilik boş. Kendisiyle sohbetler ettikçe, birikiminden istifade ettikçe o gönül deryasının sevimli dünyasını size de aktarmaya çalışacağım aziz okuyucular. Şimdilik bu kısa girizgâhla yetinin lütfen. Sücaattin ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Cemrelerin Sesi Elif Sönmezışık ile Konuştuk

Cemreler kitabının yazarı Elif Sönmezışık ile yaptığımız güzel bir söyleşi. Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Özgür Romantik; Muammer Erkul

Divanyolu Dergisi imtiyaz sahibi Muammer Erkul ile yapılmış keyifli bir söyleşi Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

“Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”

Bir aşk hikâyesi… Kalem ile kağıt, yazar ile yazı arasında. Hiç bitmeyen, gitgide çoğalıp artan bir bağ bu. “Derviş” isimli romanıyla hızlı bir çıkış yapan, roman teknikleri ve kurgusuyla okurların takdir ve beğenisini kazanan yazar Serdar Üstündağ ile yazın yolculuğu üzerine konuştuk… Müge Aydın: Serdar Bey söyleşiye başlamadan önce size hoş geldiniz diyor bizi kırmayıp röportaj teklifimize olumlu cevap verdiğiniz için teşekkür ediyoruz. Serdar Üstündağ: Müge Hanım asıl biz size teşekkür ediyor, bundan sonraki çalışmalarınızda size başarılarınızın devamını temenni ediyorum. M.A: O halde ilk sorumuza geçebiliriz. Yazı yolculuğuna nasıl çıktınız? Yazma edimine iten duygu neydi içinizde? S.Ü: Yazı yolculuğuna çıkmak gibi bir niyetim yoktu ilk başlarda. Çocukluktan başlayan ve kaliteli bir “okur” olmak hedefinde adım adım ilerlerken birden ismimi “yazar” diye anılan bir kategori içinde buldum. Beni yazma eğilimine iten en büyük sebeplerden biri içimizdeki okumaktan kaynaklanan birikimi paylaşmak, tabiri caizse içimizi dökmek ki buna dertleşmek de diyebilirsiniz, bir ihtiyaçtan ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj

  Kübra Çakır: İlk olarak sosyal medyadan başlayalım. Sosyal medyanın haberleşme açısından insanların üzerindeki etkisi büyük. Siz sosyal medyadan yararlanmaya ne zaman karar verdiniz? Mehmet Nuri Yardım: Sosyal medya Türkiye için yeni bir mecra. Bilirsiniz edebiyatçılar sosyal medyaya mesafeli durur. Ben de ilk başta öyleydim. Pek ilgilenmiyordum. Sonra teknolojinin aslında bir nimet olduğunu düşündüm ve hazırlık yapmaya başladım. Kendi adıma bir site kurdum. Bu siteye büyük ilgi oldu, pek çok yazı gönderildi. Yayınladım. Sonra bunları kendi şahsi sitemde yayınlamak bana pek makul görünmedi. Dolayısıyla Sanatalemi adında bir siteye ihtiyaç duyuldu. Bazı yazarlarla irtibat halinde olduk. Onlar da yazı göndereceklerine dair söz verdiler. Böylece 10 Ağustos 2006 tarihinde sanatalemi.net sitesini kurduk. Bu sitede gençlerin de bulunduğu 40 civarında yazar yazmaya başladı. Bu az bir rakam değildi, bazı günlük gazetelerin bile neredeyse o kadar yazarı yok. Bu yazarlarımıza tekliflerimizi geri çevirmedikleri ve senelerce yazı yazdıkları için teşekkür ediyorum. İçlerinde ahirete göç etmiş ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ

METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ   Neşe ÖZTÜRK Yazın hayatı üzerinde ilk ciddi etki anneannesinin Harput hançeresiyle okuduğu Kur’an ile beraber Ahmediye, Muhammediye,  Karadavut, Siret-i  Nebi, ve Mevlid-i Şeriftir. Şair, yazar, mütefekkir  Metin Önal Mengüşoğlu 17 Mayıs 1947’de  Elazığ’da doğdu. İlkokulu Diyarbakır’da, orta ve liseyi Malatya’da tamamladı (1969). İ.Ü. Hukuk Fakültesini bitirdi (1979). Bursa’da bir süre memuriyetten sonra ticaretle uğraştı. Mengüşoğlu güzel şiir okumasıyla da meşhurdur. İlk şiiri ‘Unutmak’ Yeni İstiklal ’de çıktı (1962). Şiir ve hikayeleri Yeni İstiklal, Türk Yurdu, Fikir ve Sanatta Hareket, Aylık Dergi, Çağrı, Defne, Deneme, İslam Medeniyeti, Milli Gençlik, Kriter, Kelime (kendisi çıkardı 1986-1987) dergilerinde yayınlandı. Şiirleri: Ben Asyalı Bir Ozan (1983), Çamurlu Bir Irmak (1986), Hayatımın Bahanesi (1993), Sevda Söze Dönüşmez (1998). Hikayeleri: Gâvur Kayırıcılar (1973), Dr. S (1986). Romanı: Yerler Mühürlendi (1996). Denemeler: Ağabeyime Mektuplar (1995), Kimliğin Fotoğrafsız Yaprağı (1999), Öptüm Kara Gözlerinden (2007),  Harput  Şehrengizi ( Hatıra -Deneme 2000).   Metin Önal Mengüşoğlu’nu bir mütefekkir ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

HATTAT AHMET KUTLUHAN RÖPORTAJI

Röportaj: İlknur Pınar 1-Öncelikle sizi tanımak isteriz. Ahmet Kutluhan kimdir? Hat sanatına nasıl başladınız ve bu sanata nasıl gönül verdiniz? 1975 Kastamonu Tosya doğumluyum. Kastamonu İmam-Hatip Lisesinden mezun olduktan sonra 1997 yılında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldum. Hat sanatına başlamam lise yıllarında oldu.  Özellikle camideki yazılara merak sarmıştım nasıl yazılır diye. Onların nasıl yazıldığını bilmediğim için köydeki camide yaz tatilinde elime bir karton alıp kurşun kalemle Lafzatullahı çizmiştim. Çizdikten sonra da üzerine eğimli bir şekilde saman çöpü yapıştırmıştım. Kendimce bir levha oluşturmuştum ve güzel olduğunu zannediyordum. İmam-Hatip lisesindeki hocalarımdan birinin Hasan Çelebi’nin öğrencisi olduğunu öğrendim. Yazdığım yazıyı hocaya gösterdim. Merakın var ama bu eğitim ister demişti. Siz öğretir misiniz? Dedim. Olur dedi. Memlekette kamış kalem yoktu. İstanbul’daki okuyan bir öğrencisinin vasıtasıyla kamış kalem ve mürekkep temin ettik ve iki yıl İmam-Hatip Lisesindeki hocamdan Rik’a meşk ettik. Lisedeki hocam devamlı İstanbul’u hedef gösterir Hasan Çelebi hocayı anlatırdı. Ben icazet alamadan ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş
Yukarı Git