19 Ekim Perşembe, 2017

Kategori Arşivi: Sinema

Haber Aboneliği

Awara Filmi

Bollywood filmlerinden olan ve yönetmenliğini Raj Kapoor'un yaptığı bu film; 1951 yapımı Drama türündeki bir Hint filmidir. Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Nerdeyse Aşk/Almost Love; Bir Saat Güldürüp Bir Saat Ağlatan Film

Şaziye AYAŞ Güney Kore filmleri sevenler bilir; Güney Kore filmlerinin (özellikle romantik olanlar) ayrı naif bir dünyası var. Kore festival filmleri ne kadar savaşın etkilerini, işkenceyi ve Amerika hâkimiyeti altında geçirdiği talihsiz günleri, bölünmüşlüğü resmediyorsa romantik filmler de o kadar masumiyeti umudu temsil eder. Amerikan Romantik filmlerindeki gibi çikolata çiçek klişesine girmezler mesela, çikolata vereceklerse de elleri ile yaparlar. Çiçeği kendileri yetiştirirler. Kendine özgü romantik bir tavrı olan filmlerde mesela âşıkların birlikte geçirdikleri ilk kar çok önemlidir. Sevdiklerini çanta gibi sırtlarında taşırlar. Kızlar kilolarına dikkat etmek için az yemez ve genelde erkekler değil kızlar sarhoş olup kendilerini komik bir rezillik içine sokarlar. Erkekler daha sabırlı ve vefakârdır. İşte insanın kendini bunlar arkadaş mı âşık mı diye sorgulamasına neden olan “Neredeyse Aşk” da bu filmlerden biri. Bana sorarsanız iki insan bir arada olmak istiyor ve birbirleri olmadan yapamıyorlarsa adının bir önemi yok ama varın filmi izleyip siz karar verin. Neredeyse Aşk, ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

SİNEMA NASIL DOĞDU

Şaziye AYAŞ Sinema nasıl doğdu? Sinemanın nasıl doğduğuna dair güzel bir tartışma dinleyince aklıma düştü bu soru. Gerçekten “Sinema nasıl doğmuştu?” sorusunun türlü türlü cevabı vardı ve cevap elbette ki sinemaya bakışınıza göre değişiyordu. Eğer kamera ile- ya da ilkel türevleri  – çekilen her şeye sinema diyorsanız (sinemadan kasıt sanat olarak sinema) Edison’un elektrikli sandalye videosunu, bir başkanlık seçimini veya bir filin canlı canlı katledilişini ilk sinema olarak addedebilirsiniz. Sinemayı bir endüstri olarak görüyorsanız ilk sinema gösterimini yapan her ülkeye kamerayı pazarlayan veya ne kadar ilginç bir fikir olsa da ilk korku denemesi  olduğunu düşündüğüm trenin gara girişini ilk komedi filmi olan Bahçıvan’ı çeken Lumiereler’ i sinemanın mucidi sayabilirsiniz. Ama görüntüyü çeken, ona anlam katan belirli bir bakışa sahip bir yönetmeni olmadan film film midir sinema sinema mıdır? Yönetmen ile kameramanı ya da teknisyeni aynı kefeye koyabilir miyiz? Sinema bir sanatsa mucidi Potter mi yoksa Melies mi diye tartışmalıyız; Edison ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

YAZGIYA DAİR; BİZDE UYANAN SORULAR

  Karim ABDULLAH Yazgı, Zeki Demirkubuz’un ”Karanlık Üstüne Öyküler” üçlemesinin ilk filmi; 2001 yapımı ve Albert Camus’ün ”Yabancı” adlı romanından serbest bir uyarlama. Yazgı, Musa adlı karakterin ”hayata karşı kayıtsızlığını” görsel olarak taşır perdeye. Bazı filmler vardır; ”çok önceden izledim, unuttum; hatırlayamıyorum” dedirtmeyecek güçtedir. Zeki Demirkubuz’un ”Yazgı” filmi benim için öyledir. Bazı eleştirmenlerce yapılan, ”Demirkubuz’un hikayenin tüm dramatik öğelerini dışarıda tutması -annesinin ölümü, karısının onu aldatması veya sonradan Musa’nın sanığı olduğu cinayetleri göremiyor olmamız gibi-” eleştirilerine karşın, ekrana taşıdığı görselin, hikayeyi daha üst bir evreye çıkardığını; ”anlam” konusunda bizlere daha çok şey sunduğu kanısındayım. Musa’nın kayıtsızlığının sebebini ararken, geçmişe doğru bir yolculuğa çıkartmaz bizi Demirkubuz; bu da Musa karakterine bizi yakınlaştırır. Çünkü, Musa’da göremediğimiz geçmiş, biraz biraz bize ait bir geçmiştir. Yaralarla dolu bir geçmiş, öyle bir zamana taşımıştır ki bizi, Musa’daki kayıtsızlık, takındığımız bir tavır olmuştur. Belki biz, Musa kadar ileriye gitmedik… Peki bizim, bu kadarına cesaret edemeyişimiz, sahiden ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

MODERN ZAMANLARDA AŞK

Şaziye AYAŞ Ne güzel söylemiş şair;  “Başkalarının aşklarıyla başlıyor hayatımız Ve devam ediyor başkalarının hınçlarıyla.” (İsmet Özel /Bir Yusuf Masalı) Bazı filmler vardır, vizyona girdiği zaman izleyemediğinizde üzülürsünüz ama izleyememenizin sebeb-i hikmetini ancak izlemek nasip olup da ruhunuza dokunduğunda anlarsınız. Halet-i ruhiyenizi bilip daha önce izlediğiniz filmi ilaç niyetine tekrar seyretmek de güzeldir fakat kanaatimce filmlerin hediye gibi karşınıza çıkması çok daha güzeldir. Öyle ki bir kez daha kadere inandır sizi. İşte bu hafta tavsiye edeceğim Üç Yol bu filmlerden biri benim için. Faysal Soysal’ın ilk filmi olan Üç Yol’ u geçen yıl vizyona girdiğinde sadece bir hafta* sinemalarda gösterildiğinden seyretmek kısmet olmamıştı. Hatta daha sonra birçok belediye ve sanat merkezinde yer almasına rağmen filmi izleyememiştim ama Faysal Soysal Söyleşilerine gidebilmiştim. Ve bu söyleşiler sayesinde Üç Yol’u izlemeden hakkında bilgi edinmiş ve yorumları dinleme fırsatı bulmuştum. Daha önce hiç başıma gelmemiş olan bu durum yönetmeninin bile karmaşık olduğunu ve ilk ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

EFSANE GÜREŞÇİNİN HAYATI FİLM OLUYOR

Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın hayatını beyaz perdeye taşıyacak olan “Yenilmeyi Düşünmedi” filmi ekibi, çekimler öncesi İstanbul’da basınla buluştu “Güreşirken bütün Türk milletini arkamda hisseder ve onun şerefini korumak için her şeyi yapardım. Ve sanki bütün Türk milletinin kuvvetinin arkamdan dayandığını hissederdim” sözleri ile Türk milletinin kalbine taht kuran, Atatürk tarafından da ödüllendirilen efsane güreşçimiz Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın hayatı beyaz perdeye taşınıyor. Doç. Dr. Ercan Yesari Yiğit’in senaryosunu yazıp yönettiği filmin başrolünü er meydanının tanınmış isimlerinden Savaş Yıldırım üstlenirken, Muhteşem Yüzyıl’ın Sümbül Ağa’sı Selim Bayraktar filmde “Kırkpınar Baş Cazgırı” karakterini canlandırıyor. Başkan Yılmaz: Karesi’nin Güreş Merkezi Olmasını İstiyoruz Filmin ana sponsoru olan Balıkesir Karesi Belediyesi ile film yapımcıları arasındaki protokol, Divan Oteli’nde düzenlenen toplantıda imzalandı. Toplantıya, Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Hamza Yerlikaya,başrol oyuncusu Savaş Yıldırım’ın yanı sıra çok sayıda başarılara imza atmış güreşçilerden oluşan oyuncu kadrosu ve Kurtdereli’nin ilk eşini canlandıracak olan oyuncu Halime Uzunboy katıldı. Toplantıda konuşan Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

KASIMDA FİLM BAŞKADIR

  Şaziye AYAŞ Kasım ayının gelmesiyle birlikte “Kasımda Aşk Başkadır” geyikleri dönmeye başladı. Hatta Kasım ayının geldiğini bu geyikler sayesinde idrak edenler de var benim gibi. “Kasımda Aşk Başkadır” ya da Sweet November filmi ülkemizde neden bu kadar sevildi hiçbir fikrim yok açıkçası ama ben neden sevdiğimi biliyorum. Çünkü Sweet November, gitmek isteyip de param olmadığı için gidemediğim ilk filmdi. O zamanlar sinemadan başka film izleme seçeneği olmadığından ya da kısıtlı olduğundan diyelim Sweet Nowember’ i ancak yıllar sonra TRT 1‘ de gösterildiğinde izleme şansı bulabilmiştim. İki kişilik bulaşık makinesi, içine saksı dikilen televizyon o kadar yer etmişti ki kalbime, birine değer vermenin onun için küçük güzellikler yapmanın kocaman dev sürprizlerden daha önemli ve daha anlamlı olduğunu anlamamı sağlamış, aşkın ne menem birşey olduğuna dair ilk defa kafamda bir şey canlanmaya başlamıştı. O zamana kadar izlediğim en romantik hikâye olmasından dolayı adeta büyülenmiştim. Bekleyenlerin payına kasımda aşk düşer mi bilmem ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

BAŞKA SİVAS

  Şaziye AYAŞ Merhaba sevgili okuyucularımız, bu hafta da sizinle bir tavsiye paylaşmaya geldik. Geçen tavsiyemizde sizden festival filmi izlemenizi istemiştik. Umarım aranızda izlemeye başlayanlarınız ve zaten bağımlısı olanlarınız vardır. Festival filmi sevenler bilir ki, festival zamanını beklemek, festivallerde bilet almak için uzun kuyruklara girmek bile insana yük olmaz, aksine büyük bir heyecan verir. Yalnız bir süredir sinefillere büyük bir kolaylık sağlayan “Festival filmi ayağınıza geldi.” diyen bir oluşum var; adı #baskasinema. Başka sinema bize eskiden vizyona girme olanağı bulamayan veya vizyona girdiği gibi kalkan ama sağlam festivallerde ödül almış filmleri izlememiz için bir fırsat sunuyor. Her hafta bir kaç festival filmi seçeneği sunan başka sinema bu işleviyle tabiri yerindeyse festival filmi severlerin kahramanı oluyor. Bu hafta ise başka sinema programında uzun zamandır merakla beklenen “Sivas” filmi seyircinin beğenisine sunuluyor. Çekimleri Yozgat-Yerköy’de yapılan ve Neşet Ertaş’a ithaf edilen “Sivas” filmi, 11 yaşında bir çocuk olan Aslan ile yaralı bir Kangal ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

FESTİVALLER GÜZELDİR

Şaziye AYAŞ Merhaba sevgili okuyucularımız.  Bu hafta da sizinle bir tavsiye paylaşmaya geldik. Bildiğiniz üzere ilk haftaki film önerimiz Kwai Köprüsü’ydü. Kabul etmeliyiz ki yeni bir sinema sayfasına belki de yeni bir film daha çok yakışabilirdi. Zaman zaman elbette ki kayda değer yeni filmler de tavsiye edeceğiz fakat sizin de hak vereceğiniz üzere sanatın eskisi yenisi olmaz. Geçen hafta sizinle Karim Abdullah arkadaşımızın Tarkovsky üzerine yazdığı güzel ve özenli yazıyı paylaştık. Çok güzel ve olumlu eleştiriler alan bu yazıyı paylaşma  nedenimiz de sizlere Tarkovsky izlemenizi salık vermekti. Bu haftaki tavsiyemiz ise festival filmlerini takip etmeniz yönünde olacak. Bilirsiniz rivayet odur ki; Ebu Hanife’ye, “Çocuğum durmadan bal yemek istiyor, bal yememesini söyler misiniz?” ricasıyla bir baba gelmiş. Ebu Hanife de ona “Git, kırk gün sonra gel.” demiş ve kırk gün sonra Ebu Hanife çocuğa bakmış ve sadece “Bal yeme!”demiş. Baba merakına yenilip neden ilk geldiklerinde söylemediğini sorduğunda ise Ebu Hanife ona ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

DUA ETMEK ve TARKOVSKİ

  Karim ABDULLAH ”Tanrım! Yaklaştığını hissediyorum, başımın üzerindeki elini hissediyorum. Çünkü ben senin dünyanı senin yarattığın gibi ve senin insanlarını senin olmalarını istediğin gibi görmek istiyorum. Seni seviyorum Tanrım ve senden başka bir şey istemiyorum. Bütün bunların senin olduğunu kabul ediyorum. Beni senin değerli kölen olmaktan alıkoyan şey benim kötülük ve günahlarımın ağırlığı ve alçak karanlığı. Ah! Tanrım. Bana yardım et, Tanrım ve beni affet!” Tarkovski’nin günlüğüne düştüğü bu notlar, onun sadece bir yönetmen olmasının ötesinde, ”ruhun mükemmelliğini arzulayan” bir sanatçı olduğunun da göstergesi. Çünkü kendi deyimiyle; ”ruhun mükemmelliğini arzulamayan hiçbir insan değerli değildir. Bir tarla faresi ya da bir tilki kadar değersizdir…” ”Sanat bir tür duadır.” diyen Tarkovski, ”Ben, Tanrı’nın şair olma, yani inançlıların katedralde yaptığından daha başka bir biçimde dua etme imkanı tanıdığı bir insanım.” diye ekliyor. İnsan yalnızca dualarıyla yaşar. Ruhun mükemmelliğine ulaşmak hangi yollardan geçer? İnsanın manevi yüceliğe heves duymasını sağlayacak şey nedir? Ve insan, onun ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş
Yukarı Git