20 Ağustos Pazar, 2017

Kategori Arşivi: Sosyal Hayat

Haber Aboneliği
  • İYİLİK NASIL EMREDİLMELİ?

    İYİLİK NASIL EMREDİLMELİ?

    Mehmet Emin Özgül İtiraf etmek gerekir ki: hepimiz en azından bir yönüyle zaaf sahibiyiz ve günahkâr...

  • Kim daha çok insan…

    Kim daha çok insan…

    Emel Acar Yitip giden hayatlar, kıyılan canlar, devam eden yollar ve günden güne biten insanoğluR...

  • “AŞK”  KİMLERE EMANET?

    “AŞK” KİMLERE EMANET?

    Yazar: Sena Kübra Çataloğlu Her geçen gün en fazla muhatap olduğumuz kelimelerden biri oldu: ‘Aşk’. ...

  • Fazilet Medeniyeti

    Fazilet Medeniyeti

    Fazilet Medeniyeti Bekir Tuncer       Türkiye’nin önde gelen şair, düşünce ve gönül insanlarından ve...

  • Sevgi ve Huzur Ayı Ramazan

    Sevgi ve Huzur Ayı Ramazan

      Sevgili Huzur Ayı RamazanGül Şen Veda demeyelim çünkü sonu bayramla bitiyor. Mübarek ayın huz...

  • Evimizdeki Bukağılar

    Evimizdeki Bukağılar

      Biliyoruz ki, sinema filmleri ve diziler; üzerinde çok yazılmış, çok konuşulmuş, güncelliğini koru...

  • Taze Beyinler

    Taze Beyinler

    Sonnur Tekin Çocuk büyütmek sanıldığı gibi kolay değil. Öyle bir şey ki dünyaya bir insan yetiştirme...

  • Sigara İçmeyin Sağlık İçin

    Sigara İçmeyin Sağlık İçin

    Tuğba Kılavuz Acı sigara gerçeği! Çok küçük yaşlarda yahut erişkinlerde kötü bir alışkanlık olarak g...

  • Hayvani Cihetlerimiz

    Hayvani Cihetlerimiz

    Yeryüzünün insandan daha kıdemli varlıkları olan hayvanlarla aramızda doğmak, yemek, içmek, ölmek dı...

  • Manyetik Alan

    Manyetik Alan

    Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, etkilendiği bir sebep bulunmasın. Buna insanlardan başka, hayvan ...

İYİLİK NASIL EMREDİLMELİ?

Mehmet Emin Özgül İtiraf etmek gerekir ki: hepimiz en azından bir yönüyle zaaf sahibiyiz ve günahkârız. Bir adım öteye geçmemizi önleyen, çok sevdiğimiz, terk edemediğimiz günahlarımız var. En sevdiğin günahını terk et denilince dahi nasıl yaparım, nasıl yaşarım diye korkan bir nefsimiz var. Herkesi eleştirmekten kendini eleştirmeye sıra getiremeyen sevimsiz bir halimiz var. Tüm bunlara rağmen ettiğimiz iki ibadete güvenip, ahkâm kesmemiz de var. Tavır ve davranışla örnek olamadan, sözle milleti taciz etmeye, dinini anlatmak, iyiliği emredip, kötülükten sakındırmak diyen de var? Dindarlığın reklamı ve pazarlaması konusunda uzmanlaşmış olan da var. Dünyada adalet nerde? diye sordu geçende, merhamet duygusu zedelenmiş bir anne. Sen ne diyorsun bacım, tövbe de! demedim. Haklısın bacım dedim ve devam ettim: Allahın adaletinin ve Adl isminin tam tecellisi için sadece dünya hayatı yeterli değildir. İnsan sadece dünya için yaratılmamıştır. Dünya ile ahiret bir bütündür. Bizim ölmeyecek gibi dünyaya olan düşkünlüğümüz, ahireti ve ahirete imanı unutturuverdi bize ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Kim daha çok insan…

Emel Acar Yitip giden hayatlar, kıyılan canlar, devam eden yollar ve günden güne biten insanoğlu… Yazımı yazmak için bekledim, çünkü olayları çok çabuk unutan bir toplumuz. Geç de olsa yazmadan geçmek istemedim bu konuyu. Nereden başlayacağını bilmezsin ya hani bazen, “ne desem, ne yazsam nafile” düşüncesine kapılırsın, işte öyle bir ruh halindeyim son dönemde. Gün geçmiyor ki bir ölüm haberi almayalım. Pisipisine yaşanan ölümlerin dünyasındayız. Kavgayı ayırmaya çalışırken öldürülen gencecik insanlar, koca şiddetinden kaçıp rahatladığını düşünürken yol ortasında o adamlar tarafından katledilen kadınlar, tecavüz edilip öldürülenler, evladı tarafından vurulanlar, yıllarını verdiği torunu tarafından kesilip biçilenler, kartopu ile oynarken attığı kartopu camekana geldi diye dükkan sahibi tarafından öldürülenler… Bunlar sadece yetişebildiğim ve derinden etkileyen haberler, örnekler sayısız, böyle uzayıp gider. İşin en acı tarafı ise kimse hak ettiği yaptırım, almıyor. Resmen cezaevleri, hastalıklı kişilerin beslenip bakıldığı yerler haline dönüştü. Oysa ıslah edilmeleri için çeşitli yaptırımlar uygulansa, tedavi edilmeleri sağlansa, aflarla, tazminat ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

“AŞK” KİMLERE EMANET?

Yazar: Sena Kübra Çataloğlu Her geçen gün en fazla muhatap olduğumuz kelimelerden biri oldu: ‘Aşk’. Aşkın, hayranlık, hakikat, tutku macera gibi kavramlarla harmanlanıp servis edildiğine şahit oluyoruz… 7’den 70’e .. Evet. Yedi yaşındaki çocuklardan yetmiş yaşındaki amcalara-teyzelere iletilen bir aşk esintisi türlü türlü senaryolara kuşanarak çıkar oldu karşımıza. Pekala, böyle olmasında ne var ki? Gündemimize oturan her şeyden ürkecek miyiz? Ya da zihnimizi bavula almadan,  ıssız bir adaya mı göç edelim? Elbette hayır. Sadece gündemimizi kurtaralım ‘gündem kirleticiler’ den. Bir zamanlar hayatımızın bir yerinde karşımıza çıkan kadim hikâyenin adıydı aşk. Oysa şimdilerde, kendisine sarf edilen her bir kutsal ve edebi kelimeyi karşısına almış ‘Ben tüm bunların hesabını nasıl veririm?’ diye kara kara düşünüyordur. Zira gördüğümüz ‘kitlesel iletişim’ örnekleri aşka biçtiğimiz ince ünvanları yerle bir etmiştir. Bu nasıl ‘Aşk’ ? Sessiz sedasız uzaklaşıyorum bu sorgudan. Bu kapıyı aralayacak cesareti bulamıyorum kendimde. Bir Sezai Karakoç’a, Necip Fazıl’a, Ataol Behramoğlu’ya, Nazım Hikmet’e, Erdem ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Fazilet Medeniyeti

Fazilet Medeniyeti Bekir Tuncer       Türkiye’nin önde gelen şair, düşünce ve gönül insanlarından ve bugün hayatta olan nadir mütefekkirlerimizden olan Üstad Sezai Karakoç, sevenleriyle bir araya geldiği Haseki’de yine doyumsuz bir sohbete imza attı. 10 Mayıs 2014 tarihinde gerçekleşen bu sohbetten bir demeti sizlerle paylaşmak istedim. Anlaşılmayan cümleler, yanlış üslup, imlâ hataları bize aittir.                              “Ezan okunuyor. Ezanımızı dinleyelim. Liberalizm, devleti bir şirket gibi düşünür. Bir yandan öyledir. Ama devlet, sadece bir hizmet kurumu değil, adalet, fazilet kurumudur. Liberalizmde herkes ben vergi veriyorum. Vergimle devlet ayakta duruyor. Devlet bana hizmet edecek, diyor. Peki, ülke işgal edilirse ne olacak? O zaman da, paralı asker tutarsınız, diyor. Parayla askerlik yaptırırsız, diyor. Askerlik yapmayı da kabul etmiyor. Asker ölüyor. Canı karşılığında, ölüm karşılığında mı alıyor ücreti. Nerde adalet? Fazilet ve inanç olmazsa, yurdumuzu korumanın manevi bir değeri yoksa o zaman, sadece ücret,  onu karşılayabilir mi? Ben kazanıyorum, vergimi veriyorum: O halde devlet benim ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Sevgi ve Huzur Ayı Ramazan

  Sevgili Huzur Ayı RamazanGül Şen Veda demeyelim çünkü sonu bayramla bitiyor. Mübarek ayın huzurunu tüm toplumda hissettik. Nasıl geldi nasıl geçti bilemedik. Ben çok huzurunu gördüm ,çok ağır hastam bu aya denk gelmesi nedeniyle kardeşim şifa buldu. Bu şifa ramazandan dolayı olduğunu inandım. İslam bir mutluluk ve huzurdur bereketi ayın kendisinden oluşuyor. Bende o kadar huzurlu oluyorum ki bu inancım dolayısıyla, bütün işlerimin rast geldiğine inanıyorum. Toplumu severim, dil, din, ırk, ayrımı yapmam, elektrik aldığım tüm canlıları severim. Bu dünyayı rabim bizim için yaratmış. Diğer canlılarla da besleniyoruz, giyiniyoruz ve bezeri şeyler. Yaşadığım her Şeyi Bana Allah nasip ediyor, şükürler olsun ki ,kulu olmuşum rabbimin. Ramazan bizlere hayır getirdi ,barış getirdi ,hepimize nice mübarek aylar dileğimle BAYRAMINIZI KUTLAR SAĞLIK HUZUR DİLERİM… Yazdır Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Evimizdeki Bukağılar

  Biliyoruz ki, sinema filmleri ve diziler; üzerinde çok yazılmış, çok konuşulmuş, güncelliğini koruması sebebiyle de tartışmaların hep odağında kalmayı sürdürmüş bir mevzudur. Günlük hayatımızda iki kişi bir araya geldiği zaman en çok konuşulan konular arasında TV programlarının yer alması, zamanı verimli kullanma hususunda ülkemiz insanları hakkında önemli ipuçları veriyor.    Artık çocuklarımız kişiliğini, dizilerde daha önceden kendine rol model olarak seçtiği karakterler üzerinden belirliyorsa ortada, ebeveynler ve toplum için ciddi bir sorun var demektir. Üstelik sadece çocuklar değil, yetişkinler üzerinde de yapılan istatistikler; konuşma dili, giyim, yeme-içme kültürü, büyük ve küçüklere davranış biçimi, eş seçme dâhil her türlü sosyal yaşam tarzının belirlenmesinde, dizilerin toplumumuz üzerindeki etkisini her geçen gün daha fazla hissettiriyor.    Bu mesele neden çok önemli derseniz, cevap olarak gelecek kaygısı derim… Artık istikbalimiz, milli-manevi değerlere sahip çıkan, bizim kültürümüzü sonraki kuşağa nakletmesini beklediğimiz bir sonraki neslin yerine, sinema ve dizi film senaryolarında şekillendirilmiş tamamen yabancı bir ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Taze Beyinler

Sonnur Tekin Çocuk büyütmek sanıldığı gibi kolay değil. Öyle bir şey ki dünyaya bir insan yetiştirmek… Aslında çok zor çok meşakkatli sabır isteyen bir meyvedir çocuk, hatta daha dalında şekil almamış körpecik taptaze bir tomurcuktur. Bir meyve bu haldeyken bir kısmını ezerseniz o kısmı muhakkak yamuk, eğri olacaktır. Ki kaldı ki; bu bitkilerle uğraşan bireyler nasıl emek istediğini bizden çok daha iyi bilirler. Bir çocuk dünyaya getirmek bakmak zor olabilir, ama onu sevgiden saygıdan terbiyeden insanlık vasıflarından eksik yetiştirmek hiçte olağan bir durum değildir. Müsaadenizle tanık olduğum milyonlarca iyi kötü örneklerimden bir kaçını aktarayım. Bir edebiyat sohbetine yetişmek için evimden çıkıp durakta otobüs beklemeye koyuldum. Tek idim, yanıma iki çocuklu bir bayan geldi, oğluna kızıp bağırıyordu elindeki İstanbul kartını ona vermesini istiyordu nedenini belirtmeden sesli bir şekilde birkaç defa bu cümleyi tekrarladı. Çocuk ise istemediğini elinde tutmaya ısrarcı olduğunu gayet çocuksu bir tavırla belli etti. Lakin annesinin bir lafına kadar ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Sigara İçmeyin Sağlık İçin

Tuğba Kılavuz Acı sigara gerçeği! Çok küçük yaşlarda yahut erişkinlerde kötü bir alışkanlık olarak güzel insanımıza sirayet etmiş, bir üzücü acı gerçekle, her türlü engelleyici kısıtlayıcı uygulamalara rağmen hâlâ yeterli bir bilincin tam olarak yerleşmemiş olması gerçekten ülkemiz adına düşündürücü… Görsel yahut yazılı basın olsun, sesli yayın organlarının ve kimi kurum ve kuruluşların gayretleriyle bir nebzede olsa önemli adımlar atılmaktadır hiç kuşkusuz. Ama bu acı gerçekle karşı karşıya iken işi “ vurdumduymazlığa ” vermek,  özellikle topluma örnek insanlarımızın – doktor / öğretmen gibi… Büyük sağduyularıyla hareket etmelerini beklememek, kötü sonuçlar doğmasına sebep olmaktan başka bir şey olmayacaktır ne acı… Elbette ki niyetimiz halisane ve maksadımız kimseyi kınamak küçük düşürmek yahut karşımıza almak değil, sadece bir toptan kurtuluş reçetesi bulabilmek sunabilmek güzel insanımıza ve tüm insanlığa! Sigara paketlerinde olsun ya da, bir şekilde gören öğrenen kullanan küçük büyük aslında herkes, acı gerçeğin farkında ve tutsağında… Biz bu “ acı sigara gerçeğinin ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Hayvani Cihetlerimiz

Yeryüzünün insandan daha kıdemli varlıkları olan hayvanlarla aramızda doğmak, yemek, içmek, ölmek dışında birçok ortak vasıflarımız vardır. Fakat bu yazımın muhtevasında bir genelleme yapmak yerine, bazı hayvanlarla, bazı hemcinslerimizin azami müştereklerine değineceğim… Öncelikle bir insanın hayvan ile mukayese edilmesine içerleyen, alıngan okuyucularımıza ‘hayvan’ kelimesinin ‘canlı’ manasına geldiğini hatırlatmak isterim. Küçükken, babalarımız ‘aslanım’ ‘koçum’ analarımız ise ‘kuzum’ diyerek, bağrına bastığında hiçbir menfi tepki vermediğimizi de… Malumunuz, bir çeşit kertenkele türü olan bukalemunlar renk değiştirebilirler. Derilerini bulundukları ortama göre kestane rengi, sarı, yeşil ve kırmızının tonlarına büründürerek kendilerini kamufle edebilirler. Tıpkı menfaatine göre ani kimlik değiştirebilen biz insanlar gibi. Mesela; malını mütedeyyin bir esnafa satmak isteyen bir tüccar düşünün. Bir yandan ne kadar gelenekçi ve muhafazakâr bir aileden geldiğini ispat için moderniteye isyan ederken, bir yandan yeşilin bütün tonlarını üzerine geçirmiştir. Buna, kendisi inanmadığı halde sırf müşteri potansiyelini arttırmak ve gerçek kimliğini gizlemek için dükkânının duvarlarını çerçeveli ayet ve hadisi şeriflerle dolduran ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Manyetik Alan

Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, etkilendiği bir sebep bulunmasın. Buna insanlardan başka, hayvan ve bitkileri de içine alan canlılar âlemi de dâhildir. Maksadımız, biz insanların belli başlı hangi durumlarda tesir altında kaldığına birkaç misalle de olsa açıklık getirmek ve küçük de olsa etkilenme hadiselerini değişik bir menfezden incelemektir. Bu vesileyle bir anlamda manyetik alan da diyebileceğimiz ve bizleri mıknatıs gibi içine çeken, etki alanlarındaki zaaflarımıza da dikkat çekmiş olacağımızı ümit ediyorum… Evet, insanoğlu çevre ve mekân faktörünün de tesiriyle birçok sebepten dolayı maalesef kolayca tesir altında kalabilmektedir. Bunda teknolojik unsurların yardımını da göz önünde bulundurabilirsek, her hangi bir konuda karar vermekte acele eden insanların içine düştüğü endişe verici vahim hataları da fark edebiliriz… Peki, insanları kendi istekleri doğrultusunda etkilemek isteyenlerin bunda payları ne kadardır?   Bunu yaparken nelerden faydalanıyorlar? Kendi zaaflarını çok iyi bilmeyen birçok insan, sosyal hayatında, acaba hangi etkenlerle ve biran da nasıl kolayca bu manyetik alanlara çekilebiliyor? İsterseniz ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş
Yukarı Git