19 Ekim Perşembe, 2017

Kategori Arşivi: Mizah

Haber Aboneliği

Bürokratlardan Seçmeler

Ömer Yürekli İleri Demokrasi Bir bürokrata sormuşlar: -Sayın bürokratım biz demokrasiyi halkın kendi kendini yönettiği, insan hak ve özgürlüklerinin evrensel standartlarda sağlandığı, siyasal alanda güçlü muhalefet partilerinin olduğu, azınlık haklarının korunduğu, bürokratların kurallar çerçevesinde hareket ettiği siyasal sistem olarak biliyoruz. Ancak moda haline gelen ileri demokrasinin ne olduğunu bilmiyoruz. Bu ileri demokrasi nedir? Sayın bürokrat ciddi bir hava takınarak şöyle demiş: -İleri demokrasi çoğunluğun temel hak ve özgürlüklerinin korunduğu,  muhalefetin etkisinin azaltıldığı, bürokraside ileri düzeyde katılımın olduğu, yani memurun amirin, amirin ise üstlerinin emirlerine amade olduğu rejimin adıdır. O Kadar Salak Mıyım Ben? Değişik bakanlıklarda beş bürokrat bir kafenin bahçesine oturmuşlar, çay –kahve içip sohbet ediyorlarmış. Bunların ikisi sigara tiryakisi imiş. Birisi hiç tütün mamulü içmez, hatta nefret edermiş. Bir tanesi sigarayı bırakmış, ancak arada sırada içermiş. Diğeri ise kronik tiryaki olmamış, ancak zaman zaman sigara ve puro içermiş. Bu kişi,  içinde beş puro olan bir kutu puro almış. Sohbet ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

BİLMİYORUM DEMEK HİÇ BU KADAR KOMİK OLMAMIŞTI

Emel Acar 1999 yılı. İzmir günlerimin ilk zamanları. On katlı kız yurdunun sekiz yataklı odalarından birisinde farklı şehirlerden gelen arkadaşlarla bir aradayız. Herkes ayrı telden çalıyor. Konyalı olan ve sınıf öğretmenliği okuyan arkadaşım “İstanbul’dan geldiğini öğrendiğimde çok çekinmiştim senden” dedi bir gün. Neyse ki beni tanıdıkça yok olmuş o çekincesi. Hakikaten en çok eğlendiğim arkadaşlarımdan olmuştu kısa sürede. Aktaracağım hadise, bu temiz yürekli arkadaşımla aramızda yaşandı. Hala aklıma geldikçe gülmekten alıkoyamam kendimi. Arkadaşıma hatırlattığımda da hemen kapatmaya çalışır konuyu. Bir kış günüydü. Her zamanki gibi okuldan yurda dönmüştük. Oturup dertleştik, sonra yemeğe indik oda ahalisiyle. Karınlarımızı doyurduktan sonra herkes derslerine çalışmak üzere kendi köşesine çekildi. Kısa bir süre sonra ödevimi tamamlayıp kitabımı ve mini radyomu yanıma alıp koridorda her zaman oturduğum köşeye geçtim sandalyemi de sürükleyerek. Tam kitabımı okumaya dalmıştım ki ödevini bitiren arkadaşlar teker teker yanıma gelmeye başladı. Sohbete başlamıştık ki Konyalı arkadaşım telaşlı bir şekilde yanımıza geldi. İngilizce ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Dil

Dİl -Yine uzamış var ya keserim o dilini,kes konuşma,çok uzamış o dilin var ya. -Hep vır vır ötüyorsun. -Say say bitmez dilin yaptıkları ,komşumuz şehre gitmiş, dil almış yemişler. Kız Bahar hepsi birden dilsiz olu vermişler. -Doğrumu kız Gülnaz, ne bileyim benimki köy meydanın da duyu vermiş şehre gitti dil almaya. -Akşam biraz dillendim oda kızıp bana dil alıp yedirecekmiş kız Gülnaz doğrumu,ben dil falan yemem? -Kız aba ya doğruysa…Ne diyorsun Gülnaz ben dil falan yemem. -Yersin yer çok konuşursan elin oğlu sana dilde yedirir. -Kız Gülnaz korktum eniştene bağırmasam da kocacığım ne istersin nasılsın deyip dilimi değiştirsem.-Aba kız sen ne çok korktun bir şey mi oldu bu kadar büyütüyorsun. Hemi kız aba ben dilsiz aba istemem bana çok güzel Gülnaz diye çağırıyorsun. -Eniştem geliyor kız aba bak elleri kolları dolu . Gülnaz hiç konuşmamam için çok mu dil almış vay başıma gelenler. Anası sevinsin artık dilsiz bir gelini var. -Oy o ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Taksitle

  İnsan hayatını birleştirir bir olur sevdasıyla , Ev eşyaları taksitle, Çocuk yapmak için birleşirler, Çekiliştir  san ki birisi kazanır ana rahminde, Çocuk doğar doğmasına amma, Mama taksitle elbise,yürüteç taksitle, İlkokula başlar hayaller kurulur ince ince, Önlük taksitle,kitap taksitle,defter taksitle Liseye başlar  en deli çağlarıdır hani, Fakat dershane taksitle elbise taksitle,ayakkabı taksitle, Çok çalışır kazanır Üniversiteyi, Biter mi hiç burada, Harç taksitle,borç taksitle, Evlenir düğün yapar Hayat denen oyunda burada başlar, Koltuk taksitle,dolap taksitle ,tatil taksitle, Sonra Yaşlanır iyice insan, Bir ömür derler ya vallahi yalan, İnsan yaşlanmıştır taksitle, Sadece hayat peşin çalışır her anı tahsil eder insandan, Ancak  kural değişmez tahsil taksitle, Sonra  ahret hesabı başlar zerreden sorarlar sana, Hesabı verirsin milim milim taksitle, Sonsuzluğa varmak mı oda taksitle, Cennet taksitle, Cehennem taksitle… Şafak Ergün Yazdır Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Şimdi Neden Bilmiyorsun

Halime Gül Şimdi neden bilmiyorsun? Üniversitede Analiz dersindeydik. Hocamız tahtaya karışık formüller  yazıyordu. Eğlenceyi seven arkadaşımız Yalçın, hocaya duyurmadan: “Ben bunları ilkokulda biliyordum” dedi. Bunun üzerine Ahmet hemen cevap verdi: “Şimdi neden bilmiyorsun?” Ben mi, sen mi? Kuzenim Özlem’le tatildeydik. Deniz kenarında güneşleniyorduk. Kızı Zehra’nın gözü ayak bileğimdeki bene takıldı. Onun “ben” olduğunu söyledim. “Sen?” diye sordu bana. Anlamamıştı tabi ki. Bunun üzerine annesi durumu açıkladı.  Ben de anlayıp anlamadığını kontrol etmek için “Zehracığım o ben anladın mı?” diye sordum. “Hayır o annem” demez mi. “Yanlış anladın, onun adı ben” diye düzeltmeye çalıştım. Genellemesi ilginçti: “Sen de annesin değil mi? Dermansız hastalık Kardeşim on bir yaşındaydı. Yaz tatilinde Kuran kursuna gidiyordu. Hocaları bir ayda kuranı hatmetmelerini istemişti. O da hızlı  bir çalışmaya girerek istenilen sürede bitirdi. Kendisi sıkıya gelemeyen bir insandı. Görevini tamamlayınca artık kursa gitmemeye karar verdi. Tabi bunu arkadaşlarından gizliyordu. Bir arkadaşı ona telefon etti. Aralarında şöyle bir ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Hocanın İnayeti

                                                                                                                    Yücel Gök Sene, geçen sene demeyi çok isterdim. Ama tam 15 yıl geçti. Yolun yarısına geldik. Yaşarken insan fark etmiyor ancak üzerinden zaman geçince tatlı bir hatıra oluveriyor yaşadıklarımız… Sene 1998, yer İskenderun, mevki okul yurdu. İngilizcem o zamanlar iyi olduğu için iki arkadaşım fark etmiş ve ders için birbirimize söz vermiştik. Balamir’le aynı bölümdeydik ve aynı oda da kalıyorduk,  B-14. İki B-14 sakini vize sınavına bir gece kala, akşam saat 9’da etüt odasının yolunu tuttuk okuduğumuz okul 2 yıllık olunca üçüncü seneye kalanlara dede denirdi. Nurettin dedeyle de saat 11’de sözleştik. O gece uykusuz kalacaktım ama arkadaşlarıma faydam olacaktı. Balamir’le etüt salonuna vardık içerisi ana baba günü, hemen boş bir köşeye ilişiverdik başladık çalışmaya. Balamir o gece hocaya sormadığı kadar soru sordu, ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Uyku

Uyku. Herkesin çoğunlukla her gece kendisiyle buluştuğu, herkesi sarıp sarmalayan bir sevgili. Azı da çoğu da zarardır mutlaka uykunun. En güzeli her ihtiyacımızda olduğu gibi onu da dengede tutabilmektir. Lakin bu dengeyi sağlamak bazen bizim elimizde olmayabilir. Çünkü kimine nazlanırken uyku, kimine koşa koşa gitmektedir. Evet, sözüm ona şu gamsızlardan bahsediyorum. En çok kıskandığım insanlar arasında yer alan bu gamsızlar, başlarını yastığa koyar koymaz dalıverirler mışıl mışıl bir uykuya. Hatta bazıları durumu o kadar abartır ki, yastığa çeyrek kala uyuyanlar bile vardır. Ve bu gamsızlar öyle derin uyurlar ki top atsan nafile, umurlarına uğramaz. Sinirimi bozmuyor bu insanlar desem kesinlikle yalan olur. Sebebini anlamışsınızdır eminim az çok. Tahmin ettiğiniz gibi ben o gamsızlardan değilim. Olmayı isterdim aslında sırf şu melet uyku sorunu için ama değilim işte. Denedim olmadı. Sanırım gamsız olunmuyor, doğuluyor. Uykuya geçebilmek için bazı geceler vardır ki deveye hendeği atlatmak daha kolay gelir gözüme. Çoğu taktikleri denemişliğim de ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş
Yukarı Git