19 Ekim Perşembe, 2017

Kategori Arşivi: Makale

Haber Aboneliği

Niçin Yazıyoruz?

Yazı, dile dair görsel işaretlerin kullanıldığı bir tür iletişim aracı olarak tanımlanır. Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Dünya ne üzerine kurulu?

N. Kağan Çetin  Müslümanlara zarar vermek, kâfirlik etmek, mü’minlerin içinde ayrılık çıkarmak ve daha önce Allah ve Resulüne karşı savaşmış olan kimseye yataklık etmek için mescid edinenlere gelince: ‘Bizim niyetimiz iyilikten başka birşey değil’ diye yemin ederler. Fakat Allah onların yalancılıklarına şahittir. Orada asla namaz kılma. İlk günden beri takvâ üzerine kurulu bulunan mescid, senin namaz kılmana daha lâyıktır. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır; Allah ise çok temizlenenleri sever.                                              Tevbe Suresi 107-108. ayetlerinin meali “İlk günden beri takva üzerine kurulu bulunan mescid, senin namaz kılmana daha lâyıktır.” Dostlar, yukarıda yer alan ayet meallerinde beni en fazla meşgul eden cümle işte buydu. Rabbimiz, mü’minleri uyarıyor. Mü’minlerin her zaman durmaları gereken yeri gösteriyor: Takva üzerine kurulu mescid. Tanım bu kadar açık ve net. Bu tanımdan hareketle yaşadığımız dünyaya bakalım. Bu ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Şimdi haberler

N.Kağan Çetin Herhangi bir gazetede hatırlanmaya değer bir haber okumadığımdan eminim. Eğer bir adamın soyulduğuna, öldürüldüğüne, kazada öldüğüne, yahut bir evin yandığına, bir teknenin battığına, bir buharlı geminin infilak ettiğine, bir kuduz köpeğin veya kış ortasında bir çekirge sürüsünün telef olduğuna dair bir haber okumuş isek, aynı konuda ikinci bir haberi okumamıza ihtiyaç yoktur. Bir tane yeter, prensibi kavradıysanız, bir yığın vak’a ve uygulamaya ne ihtiyacınız olabilir? Adına haber denilen şeylerin tümü, bir düşünür için dedikodudan ibarettir.                                                                              Henry David Thoreau Günümüzde habercilik anlayışı olumsuzluk üzerine kurulu. Nerede bir soygun, ölüm, yangın, patlama, kaza varsa, hemen haber olarak servis ediliyor. Aynı tarzdaki haberler günler, haftalar, aylar ve yıllar boyu aynı şekilde verilmeye devam ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Türk’ün ateşle imtihanı biter mi?

N.Kağan Çetin Çanakkale bugün toz ile duman Düşmanda imkân var Mehmet’te iman Âlem görsün el mi, bey midir yaman Burda son söz Türk’ün sözü olacak Nefer şehit, ordu gazi olacak                          Esat Kabaklı Türk’te bu iman, bu cesaret, bu ideal oldukça, bu imtihan bitmez! Bin yıllardır bitmeyen imtihanlar şimdi mi bitecek? Bir bakın düvel-i muazzamaya… Kimi İngiltere, kimi Fransa, kimi Almanya… Hepsi ayrı püsküllü belâ! Bütün bunlara Fetö, PKK ve içimizdeki Batı uşağı sersemleri de ekleyin. Bütün bu ahmaklar sürüsü biraz daha ahmaklaşırlarsa, Çanakkale açıklarında yeniden belirebilirler donanmalarıyla… Neymiş dertleri? Türkiye, İslam ülkelerini birleştirmesinmiş… Kahraman Ordumuz, İslâm’ın son ordusu, bükülmez bileği olmasınmış… Türk Milleti, İslâm dünyasının bayraktarlığından vazgeçsinmiş… … İyi dinleyin Batı Uygarlığı’nın cellatları ve o cellatlara âşık kendi içimizdeki sersemler! Bundan böyle ne yapsanız boş… Ne kadar ulusanız, yırtınsanız nafile… Yüz yıl öncesinin şartları çoktan değişti. Şanlı Osmanlı ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Bir Peygamber Mucizesi – Güzel Ahlak

Halil ÖZBARAN Kendi nefsim başta olmak üzere dünyayı ve dünyalıkları sevdiğimiz ve bağlandığımız kadar Allah’ı sevebilseydik, İslam’ı anlayabilseydik, Peygamberimiz (s.a.v.) ’e ümmet olabilseydik, dünyaya bu kadar bağlanıp, “Allah için yapıyoruz” yalanı ile vicdanımızı rahatlatmaya çalışmazdık sanırım. İşte bu hakikatin adı, “Ahlaksız, samimiyetsiz Müslümanlık” oluyor. Kısaca “Dil’den Hal’e” geçmiyor. Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin deyimiyle “Söküklerini dik sözlerinin, dilini kalbine yanaştır; dilinle söylediğini kalbinle de söyle. Dikiş tutmuyorsa şayet, söylenmeyi bırak; sus, kalbinden geçmeyeni diline değdirme.”  Müslüman insan ahlâklı olur, güzel temiz bir ahlâka sahip olur. Buna katılmamak mümkün değil şüphesiz. Müslüman güzel ahlâk sahibi insandır elbette. O halde nerede sorun yaşıyoruz? Muhammed İkbal’e, “Kaç Müslümanlardan, Sığın Müslümanlığa” dedirten şey ne? Peygamber Efendimizin (s.a.v) kendisine Risalet verilmeden önce Hira’da inzivaya çekilişleri, tefekkürleri, günlerce bitmek bilmeyen arayışları, kıvranışları gelmeli aklımıza. Uzun uzun Muhammedu’l-Emin oluşunu, ardından vahiyle müjdelenişini, âlemlere rahmet, âlemlere örnek, âlemlere yol gösterici oluşunu düşünmeliyiz. En önemlisi de, güzel ahlâk sahibi bir ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Avrupa, Türkiye ve İslam

N. Kağan Çetin “Başta dönem başkanlığını yürüttüğümüz İslam İşbirliği Teşkilatı olmak üzere tüm platformları kullanarak yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve İslam karşıtlığı ile mücadeleyi daha da yoğunlaştıracağız.”                                          Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan  Vahşi Batı’nın çöküşüne, Türkiye’nin yükselişine tanık oluyoruz. Bütün Avrupa tek ses olmuş “Hayır!” diyor. Neye hayır? Türkiye’ye ve Türkiye’nin temsil ettiği bütün değerlere “Hayır!” diyor Avrupa. İslâm’a, Müslüman Türklere, başörtüsüne, ezana “Hayır!” diyorlar. Birkaç gündür Hollanda’da yaşananlar, bunun en açık göstergesi. Siz bunlara Almanya, Fransa ve İngiltere’yi de ekleyin. Oysa 15 Temmuz 2016’da Türkiye’yi işgal etmeyi planlamışlardı. Tuzakları ayaklarına dolaştı. Daha da dolaşacak. Avrupa’nın bütün ekonomik ve sosyal göstergeleri inişe geçti. Avrupa’nın nüfusu, yatırımları ve itibarı azalırken, ahlak erozyonu artıyor. Avrupa’da aile çöküyor, işsizlik artıyor. Avrupa, haram para, faiz ve masumların kanları üzerine kuruldu. Günün birinde yıkılacak. Şu anda sekerat ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Fakirlik, hastalık ve ölüm

N. Kağan Çetin Eğer fakirlik, hastalık ve ölüm olmasaydı, insanoğlunun kibirden başı eğilmez olurdu.                                                                                Hasan-ı Basrî  Her üçü de insanı tedirgin eden üç kelime: Fakirlik, hastalık ve ölüm. Fakirlik… Bir düşünelim… Elde avuçta harcayacak paran yok. İmkânın yok. Maddi anlamda dünyaya daha dar bir pencereden bakıyorsun. Her istediğini yiyemezsin, istediğin yere gidemezsin, her ihtiyacını karşılayamazsın. Bu nedir? Celal tecellisi. İmtihanın ilk bakışta daha şiddetli hali. Nefs-i emmare açısından zor bir durum. Kötülüğü emreden nefsin engellenmesi. Kıt imkânlarla ayakta kalmaya çalışmak. Belki o fakirlik olmasa insan yanlış yollara gidebilirdi. Buraya kadar, fakirliği yaşayan kişilerle ilgiliydi. Bir de fakirin durumunun farkında olması gerekenler var. Hemen Zariyat Suresi’nin 19. ayetini hatırlayalım: “Mallarında, isteyen ve ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Vahdet-i Vücud

Halil ÖZBARAN Sözcük anlamı olarak; Varlığın Birliği demek olan “Vahdet-i Vücûd” tasavvufî bir terim olarak, Allah ile kâinatın bir bütün olduğunu savu­nan görüşün adıdır. Bu görüşte olanlar, yaratıcı gücün kâinatın dışında ve ondan ayrı olmadığına, onunla iç içe olduğuna inanırlar. Varlık meselesi, din ilimlerini olduğu kadar felsefe ile astrofiziği de yakından ilgilendiren bir meseledir… Sistematik felsefenin de temel konu­larından biridir. Ancak bu meselenin felsefedeki adı, “Vahdet-i Mevcûd” anlamına gelen panteizmdir… İslâm tasavvufunda ve îlm-i kelâm’ındaki “Vahdet-i Vücûd” ise panteizmden çok farklı bir görüştür. Bilinmelidir ki, burada sözü edilen “vücûd”, avamın yani halkın anladığı gibi beden veya herhangi bir madde demek değildir. Belki varlık kavra­mı içine giren ve kâinatta var olan her şey demektir. İlk çağlardan beri düşünen insanlar, Kâinat nasıl meydana gelmiştir sorusu ile ilgili tutarlı cevaplar bul­maya çalışmışlardır. Kâinat ve onun yaratılışı hakkındaki bilgiler, çağdan çağa ve insan­dan insana değişen farklı bilgi birikimleri olduğu için varlık hakkında akıl yürütme ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

İnovasyon ürünü iki kitap

N. Kağan Çetin İnovasyon yapmak için temel şart tembel olmaktır. Pire olanlar her işe koştukları için çok ama çok zor inovasyon yapabilirler.                                                                Doç. Dr. Teyfur Erdoğdu Özgürlükten kurtulmak… İlk bakışta yanlış gibi duruyor ama öyle değil. Özgürlüğe kaçmak mı, özgürlükten kurtulmak mı? İnsan normal şartlarda özgürlüğe doğru koşmak, özgürlüğe doğru kaçmak ister. Şimdi düşünelim… Sınırsız bir özgürlük olduğunu, hiçbir kural ve kaidenin olmadığını hayal edelim. Bu durumda insan ve toplumun krize sürüklenmesi kaçınılmazdır. Sınırsız bir özgürlüğün olduğu yerde ifrat, tefrit, kaos ve çöküş var demektir. Bugün Batı Uygarlığı’nın yaşamakta olduğu çözülme, sınırsız bir özgürlük anlayışının sonucu değil midir? Tüketim çılgınlığı, silahlanma yarışı, yalnızlaşma, yabancılaşma, benmerkezcilik, çevre kirliliği, ekolojik dengelerin bozulması, ahlak erozyonu, ötekileştirme, değersizleştirme, ırkçılık, bölünmeler, fakirlik ve cehaletin ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

SEVGİLİ BİR GÜN

Dr. Zeynep Büyükünal 14 Şubat denildiğinde akıllara ne geliyor? Eğer sizin için herhangi bir şey ifade etmiyorsa ne ala… Yaşadığınız yerde bu özel gün sizin de gözünüzün içine sokulmadıysa ne iyi. Bir ilçede ya da köyde iseniz zaten şanslısınız, kapitalizm bazı yumruklarını oraya kadar ulaştıramadı daha. Ama şehir insanı için, hele de metropol insanı için  “sevgililer günü” eninde sonunda haberdar olduğumuz bir şey. Bu günü kutlamak ya da kutlamamak birey ya da çiftlerin isteğine kalmış, ama bu kadar gündeme “konan” günün nereden zihnimize monte edildiğine bir bakalım isterseniz. Kökeni Roma Katolik Kilisesi’nin inanışına dayanan bu gün, Valentine ismindeki bir din adamının adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkmıştır. Valentine kelimesi, Batı medeniyetlerinde hoşlanılan kişi veya sevgili anlamlarında da kullanılır.[1] Aslında Şubat ayının aşk ile ilintisi antik çağlara dayanmaktadır. Antik Roma’da 15 Şubatta kutlanan bir bayramla ilgili çeşitli rivayetler de mevcuttur. Çekilen kura ile bir çift olma, keçi kurban ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş
Yukarı Git