28 Nisan Cuma, 2017
Duyurular

Kategori Arşivi: Hatıra

Haber Aboneliği

Domates Suyu, Bulutlar ve Şifrem

Ayşei Yasemin YÜKSEL Domates suyu da yoktur ki şimdi. Yurtdışı uçuşlarda veriyorlar domates suyunu. Nasıl iyi giderdi oysa tuz ve karabiber ekleyince. Ne farkı var ki ha yurt içi ha yurt dışı uçuş. Havadasın işte sonuçta. İp gibi yoldasın. Bulutların arasında. Otobana filan da benzemeyen. Üstelik taaa Iğdır’dan Ankara’ya bu uçuş. İstanbul’dan uçağa binip Sofya’ya insen yarım saatten biraz uzun sürüyor. Oysa Iğdır Ankara arası bu yol, bir saati aşkın. Yurtdışından uzun yol. Yine de o yola var da bu yola yok domates suyu. Hadi neyse… Soğuk sandviçle çaya eyvallah diyelim artık. Çay da almayayım. Ben su içeyim iyisi mi? ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

RADYO GÜNLERİM

Sümeyye Yılmaz Benim çocukluğumda evimizde bugün artık antika sayılabilecek bir radyomuz vardı. Bir gün bir daha çalışmamak üzere bozuldu. Birkaç ay idare ettik ama olmuyordu, radyosuz yapılmıyordu, televizyon doyurmuyordu. 90’lı yılların başıydı. Ağabeyim çift kasetçalarlı, hoparlöründe rengârenk ışıklar yanıp sönen bir müzik seti aldı. Öyle çok sevmiştim ki başından ayrılamıyordum. O sıralarda yeni bir radyo test yayınlarına başlamıştı. Gebze’den yayın yapan ve Marmara Bölge Radyosu olan kanal, 28 Şubat döneminde dinci faaliyetleri sebebiyle defalarca aylık kapatma cezası alacaktı. Fakat biz ziyadesiyle sevmiş ve benimsemiştik bu frekansı. Radyonun ibresi hiç yerinden onamıyordu. Artık çizgi film izlemeyi bırakmıştım. Sabah erken saatte kalkıyor, ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

BABAYA ŞİDDETE HAYIR

Sümeyye Yılmaz Üniversite’nin son sınıfında okuduğumuz sıralarda bir gün yanımıza sosyalist bir arkadaş gelerek bize gazete satmak istedi. Daha önce solcular ne düşünür, ne okur, ne yazar düşüncesiyle birkaç defa onlardan çeşitli basılı dergi, gazete vs. almıştım ama artık yeterdi. Arkadaşa durumu anlattım ve okumayacağım şeyi alamayacağımı ifade ettim. “Ama” dedi, “illa ki okuyacağın sayfası vardır. Mesela kadına şiddetle ilgili makaleler var, onlara göz atabilirsin…”. “İyi de…” dedim, “ben kadına şiddet söylemlerinin amaçlı ve erkeğe şiddetin de ciddi boyutlarda olduğunu düşünüyor, meseleye de kadın ya da erkek olarak değil insan olarak yaklaşıyorum.” “Nasıl yani?” dedi, “Erkeklerin de kadınlar kadar şiddet ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Nevide Öğretmenim

  Müzeyyen Hülya Günay Henüz beş yaşında iken dedeciğimi kaybetmiştim, onun boşluğunu ilkokul dördüncü sınıfa kadar hissettim. Adı geçince gözümden yaşlar akar, her kitabımın arasında resmini taşırdım. Dedemle birlikte oturuyorduk, tek erkek evladın ilk torunu olarak çok sevilip, güzel vakitler geçirdim; oldukça küçük yaşlarda olmama rağmen havuz başında oynadığımız oyunları bugün gibi hatırlarım. Bu muhabbet ve sevda okul hayatımın temellerini de etkilemişti. Annemler konuşurken; dedemin” kızım ilkokul çağına geldiğinde Nevide okutacak. ”sözleri aklımda kalmıştı. İlkokul dönemi gelmiş, okul kayıtları yapılacaktı. Ailem Derme İlköğretim okuluna yazdıralım diye beni ikna etmeye çalışırken; ben ısrarla Hasan Varol İlkokulu; Nevide öğretmen olacak yoksa ben ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

BENCİLLİK IRKÇILIK RUHUMUZDAN ÇIKSIN ARTIK

  Meltem KAVAK Toplum olarak duygularına hâkim olamayan insanlarız her birimiz. Bazen bu duygular o kadar benliğe dönüşür ki biz bu benlik duygusunu alır ırkçılıkla eş değer yaparız biranda. Yaşları birbirine yakın kardeşler arasında çıkan tartışmaları hayal edin şimdi. “Bende istiyorum ondan, hayır o benim hakkım ver.” Gibilerinden söylemler mesela. Bazen öyle olur ki bu yaş farkı da dinlemez. Bazen anne çocuğunu bazen de, çocuk annesini, babasını kıskanabilir elbette. Kıskançlık duygusu göreceli ve özellikli seyreder herkesin kendi aleminde. Değinmek istediğim konu daha önce belki bende öyle düşünüyordum cahiliye devrimde diyebilirim. Ama bazı kimseler gibi bu olayı acımasız bir şekilde idrak ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

BERRAK GÖZLÜ KÜÇÜK KIZIN BÜYÜK YÜREKLİ BABASI

Ayhan Şimşek Metrodaydım. Her zamanki gibi aralarında sıkışıp kaldığım ve tanımadığım onlarca insanın arasında ayakta kalma mücadelesi veriyorum. Hemen yanımda duran orta yaşlı bir adam, cep telefonunu çıkartarak birini arıyor. Karşı tarafın telefonu açıp da yanımdaki adamın ağzından kelimelerin dökülmesiyle gözlerimden yaşların sicim gibi inmesi bir oluyor. ‘’Kız hastaymış abi’’ diyor adam ağlayarak. Kız çok hasta, lösemiymiş, kan kanseri…’’ Artık gözyaşları hıçkırıklara dönüşüyor. İstemeden kulak misafiri olduğum bu konuşma karşısında ben de gözyaşlarımı tutamıyorum. Arkamı dönüp elimin tersiyle gözümden akan yaşları siliyorum. Sanki tüm dünyanın yükünü benim omuzlarıma yüklüyorlar o an. O denli yorgun hissediyorum. Oturmak istiyorum bir yerlere. Arkamı ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

15 Temmuz Gecesi

Zeynep Betül Kavak O günü unutur muyum, unutabilir miyim bilmem… Jet uçaklarını ilk, ilkokuldayken gezdiğimiz müzelerde görmüştüm, o zaman güzel hisler uyandırmıştı bizde, malum çocuğuz hayal dünyamız ve masum düşlerimiz var, jet uçakları için bizi sevdiklerimize ve sevdiğimiz yerlere diğer uçaklardan daha hızlı kavuşturan araçlardan ibaretti o zamanlar (çocukluk işte), sonra Amerika Irak’a bomba atarken televizyonlardan izlemiştik jet uçaklarını, uçarken ilk orada görmüştüm sonra bunu izledik, izledik… Bazen ağladık, bazen beddua ettik ama izledik, uzaktan sesini duyup duymamak da elimizdeki kumandaya bağlıydı üstelik, biraz vicdan yaptık sonra yumuşak yataklarımıza girip bilmem ne tüyünden yastıklara başlarımızı koyduk üzerimize de bilmem ne ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Sayılara Damlayan Gözyaşları

Büşra Ay Ezan sesinin yükseldiği zamanlarda kelimelerim de şaha kalktı ve yazmaya koyuldum. Bu mektup belki bir ders arasında elinize geçecek ancak yazılmaya başlandığı zamanın bir ikindi ezanı vakti olduğunu bilmenizi istedim. Mübarek zamandan yola çıkarak kelimelerimi satırlara dizmek zannederim daha kolay olacaktır. Önce belki de “Bu kız neden bana mektup yazdı?” diye düşünebilirsiniz. Sene başından beri birkaç diyalog dışında başka bir muhabbet geçmedi aramızda çünkü. Ama bunları yazmaya ihtiyacım olduğunu bana hatırlatan yaşadıklarım ve yaşadıklarımı körükleyen siz öğretmenlerim oldunuz. Bu mektubu neden yazdığımı açıklayamam ama bunun ne mektubu olduğunu açıklayabilirim: Gözlerinize değmiş ve değecek olan tüm kelimeler benim itiraflarım… ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Beklemek Bedava

Neşe Öztürk Dünyanın gözüne çöp kaçtı zira sap saman hikâyesinde ipin ucunu ara ki bulasın. Komşunun başına talih kuşu konsa Allah muhafaza tüyleri havada uçuşur vaziyette. Vay efendim kundurama kum doldu ben bu yolda yürüyemem. Portakalı hep başkası soysun da başucuma koysun ben kendimi niye yorayım. Bana dokunmayan yılanın soy ağacına kırkikindi yağmurları. Ben, hep ben önde olayım,  en önce ben gideyim hep bana hep bana mantığı;  sonrası sonra oluversin canım nolmuş yani.   Öyleki benlik duygusu atını arabasını olduğu yere bırakıp hızlı tiren seferlerini başlatmış durumda. Bu duruma en anlamlı örneklerden biri hastanede muayene sırası bekleyen hasta ve ona refakat ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Gönlüme Hatıra

  Neşe Öztürk Kimi gidişleri anlamlı kılan yolculuklar vardır. Bir sabah uyandığınızda diğer günlerden farklı bir güne başlarsınız. Benim için de öyle bir gündü. 2012 Nisan ayı ortalarıydı o günlerde Bursa Yazarlar Birliği’ndeki programlara katılıyordum. Farklı şehirlerden gelen yazar ve şairlerin programlarını dinliyor onlarla yüz yüze görüşme fırsatı buluyordum. Kimi zaman da akşamları; Mustafa Kara, Bilal Kemikli ve Metin Önal Mengüşoğlu hocamızın sohbetlerini dinleyip Niyazi Mısrî yahut Yunus Emre divani okumalarına  vakit buldukça katılmaya çalışıyordum. O günlerden birinde Yazarlar Birliği Şube başkanımız Mustafa Efe bizlere Sezai Karakoç ziyareti tertip ettiğini söyledi. İlkin tabi baya bir şaşkınlık yaşadık. Kendi adıma söyleyeyim ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş
Yukarı Git