24 Haziran Cumartesi, 2017
Duyurular

KASIMDA FİLM BAŞKADIR

 

b1719625018_1038306814140_1421

Şaziye AYAŞ

Kasım ayının gelmesiyle birlikte “Kasımda Aşk Başkadır” geyikleri dönmeye başladı. Hatta Kasım ayının geldiğini bu geyikler sayesinde idrak edenler de var benim gibi.

“Kasımda Aşk Başkadır” ya da Sweet November filmi ülkemizde neden bu kadar sevildi hiçbir fikrim yok açıkçası ama ben neden sevdiğimi biliyorum. Çünkü Sweet November, gitmek isteyip de param olmadığı için gidemediğim ilk filmdi.

O zamanlar sinemadan başka film izleme seçeneği olmadığından ya da kısıtlı olduğundan diyelim Sweet Nowember’ i ancak yıllar sonra TRT 1‘ de gösterildiğinde izleme şansı bulabilmiştim. İki kişilik bulaşık makinesi, içine saksı dikilen televizyon o kadar yer etmişti ki kalbime, birine değer vermenin onun için küçük güzellikler yapmanın kocaman dev sürprizlerden daha önemli ve daha anlamlı olduğunu anlamamı sağlamış, aşkın ne menem birşey olduğuna dair ilk defa kafamda bir şey canlanmaya başlamıştı.

O zamana kadar izlediğim en romantik hikâye olmasından dolayı adeta büyülenmiştim. Bekleyenlerin payına kasımda aşk düşer mi bilmem ama film bence kasımda aşkla birlikte ayrılığın da başka olduğunu anlatıyordu aslında. Kasım bittiğinde ayrılan aşıklar veda sahnesiyle izleyenlere bir ayrılık ancak bu kadar güzel ve özel olabilirdi dedirtiyordu.

Kasımda aşk başkadır filminden çokça bahsedince onu tavsiye edeceğimi düşünmüş olabilirsin sevgili okuyucu ama hayır, zaman zaman romantik filmler izlemek gerektiğini düşünsem de size başka bir Kasım filmi önereceğim bu hafta.

İsmi November.

November kendi doğruları olan ve ideal sanat anlayışlarını hayatları pahasına savunan bir grup gencin anlatıldığı kışkırtıcı bir film. Sanatın para ile olmayacağını aksine paranın sanatı bozduğunu düşünen November  protest bir tavra sahip.  Duchamp  gibi  geleneksel ve kabul gören sanat üretim yöntemlerini ironi ve yergi eşliğinde yıkmaya çalışan, İspanyol Kraliyet Tiyatrosuna karşı çıkan November, sanatlarını sokakta metroda her mekanda parasız olarak icra eder. Amaçları bu berbat dünyayı ve kalpleri değiştirmek, insanlara yaşadıklarını hissettirebilmek, kadın ve erkek ruhuna ulaşabilmek, Alfredo’nun engelli kardeşine yaptığı gibi umut aşılamaktır.

tumblr_m8kr2djiNa1qckp0zo1_500

Manifestosunu; “Ücretsiz olmalı, kamusal ve özel yardımlardan kaçınmalı.

Seyirci sayısının sınırlı olabileceği kapalı alanlarda çalışılmayacak.

Bütün yerleşik temsil usulleri yasaktır.

Muhammed’in kanunu gereği seyirci neredeyse oraya gidilmeli.” olarak açıklayan, sürekli farklı senaryolar üzerine çalışan November, İspanya’nın gündemine göndermede bulunduğu “Cinayet” senaryosu yüzünden suç taklidi yapmak ve terörizmi tasvip etmekle suçlanıp bir daha sokakta gösteri yapmama cezasına çarptırılır. Fakat tiyatro için hiçbir şey söylenmediğinden cezalardan sonra baba olmasıyla birlikte durulan Alfredo, Lars Von Trier misali kendi söyleminden ayrılmaya başlar. Hatta bazılarının değişerek geliştiğini bazılarının ise yerinde saydığını söyleyerek kendini savunur arkadaşlarına karşı. Fakat engelli kardeşinin de hastaneye yatmasından etkilenen Alfredo, daha büyük bir gösteri yapmayı düşünür. Hedefi İspanya Kraliyet Sahnesi’dir. Fakat o gün Eylül 2001‘de tiyatroda başbakanın bulunması durumu hassasiyete sokar ve kuğu son şarkısını söyler.

Alfredo üzerinde palyaço kıyafetleri ile tiyatroda tüm misafirlerin önünde, sanatı mahveden şeylerin leş kokan kurul odaları, devlet memurları, ticaret, reklamcılık, tekdüzelik, boş zaman, can sıkıntısı, bürokrasi, yalan dolan olduğunu söyler ve şimdi sanat olarak adlandırılan şeylerin sanat borsası, sanatı teşvik etme ticareti, sayıları toplama sanatı olduğunu haykırır.

Her dakikası ayrı düşündüren film,  aynı zamanda insan baba olduğunda hayallerinden ideallerinden vaz mı geçmeli, ideallerimiz uğruna ne kadar ileri gidebiliriz, ahlak ile sanat birbirine zıt şeyler mi? Sanat insanı manipüle etmeli mi yoksa oturduğu yerden seyir mi etmeli? Las meninas tablosundaki nedimeler nereye bakıyor? Belgesel tiyatro nasıl doğdu? Tiyatro evcil sokak sanatı vahşi bir şey mi? Dünyayı değiştirmek için hala vakit var mı? sorularını sorup cevaplarını bekliyor.

Sizce hala yaşadığımız bu berbat dünya içinde bu kokuşmuş sanat camiası için bir umut var mı?  Noviembre sadece perişan mı oldu yoksa ellerinden geleni yaparak üzerlerine düşen görevi mi yerine getirdiler sadece?

Bir de tabi ki Kasım ve filmden bahsetmişken söylemesek olmaz.

“Remember Remember, 5 th November”

(hatırla hatırla 5 Kasım ‘ı hatırla)

Filmler:

Noviembre (2003) , +18

Sweet November (2001)

V for Vendetta (2005)

 

noviembre_195087

|| Editör kimdir?

Editör
Bizim Semaver Editörü Haberleriniz için haber@bizimsemaver.com, yazı ve şiirleriniz için yazi@bizimsemaver.com adreslerinden bize ulaşın.

Yorum yaz

Yukarı Git