19 Ekim Perşembe, 2017
HECE İLE GECE

HECE İLE GECE

hece ve gece

Ahmet KUTLUAY

Heceden ve geceden kaçtığımdır, gafletim… Hece hece yaratılırken gölgem, ben Aslının gölgesini aramaya çıkmıştım. Kerem olmaya çalışmaktan, bıkmıştım. Gece olunca yolumu kaybettim, sığınak yaptım kendime, gölgeden.  Arayışım hece ile yürümeye durdu, adımlandı. Bin arşın sandığım, bir arpa boyu çıktı. Boyumu verdim de kurtardım, boynumu… Kurt sanmışım, koyunumu…

Bir kelime iki dilde farklı anlamlara geliyorsa, hangisini seçmeli? Yahut nerede, hangisinden geçmeli? Hece hece ayırırlarsa yolunu, kendinden uzağa gider mi ufku? Gece kovalar mı cehaletin hecelerini? Yoksa cehalet kuluçkası mıdır gafleti doğuran hecenin?

Sorular hecelerin hocalarıdır. Cehaletin panzehiridir. Gölgelerle avunan, ışığı sevmez bu yüzden. Cehalete soracak olursan, mutludur gölgeleriyle oynaşmaktan. Panzehire de ihtiyacı yoktur. Zehir zehir güçlenirken bünyem, somurtarak zehir saçanları sevmem!

Rahmet olup akınca yeryüzüne, kâinat da gülümser kendi, yüzüne… Dalga isen okyanus olma potansiyelini ara, kendinde… Her yüzüne gülen senden bir şeyler alıp götürür ancak sen okyanus isen, aldırmazsın. Kötü anlamlara ve kötü sözlere gözünü bırak, kaşını kaldırmazsın…

Tamamlanma yolunda ilerleyen insanın ilk ödevi, olacak olanın olduğunu görmesidir. Her olanı ayna bilip, yeniden ve yeniden kendine yönelmesidir. Heceleyerek başlar, emekler gibi, tamamlanmaya…

Geceyi örtü görseydim, düşmezdim gaflete… Örtünün örtü olduğunu bilenin yanında istediğiniz kadar örtünün, gizleyin kendinizi kendi ışığınızdan, gizleyebiliyorsanız eğer.

Şair geceleri hece kovalar. Şiir, geceleri pusuda bekler. Sabrı az olanın erkenden uyumasını bekler. Uykuya ve gaflete direnip uyanık kalan cana heceler dökülüverir. Gök kazanı kaynamış kaynamış, seherin kızıllığına değin hecenin yolunu bekleyen hikmet savaşçısına yağmurdan sağanak, kardan daha yumuşak, heceden sessiz ve geceden hissiz bir incelikte örtüleri yakar, duvarları yıkar, bakışları yıkar.

Sanat, kelimelerin arayışı ile bulunamayan ancak kelimelerin arayışından da ayrı olmayan temiz bir yönelişim mahsulü olarak bazen gece olur örter, bazen hece olur dile görünür, hakikatin rüzgârının kokusunu, kulaklara duyurur.

Düşünürsen eğer, her gece yeni bir hecedir sana verilen. Aydınlatabilirsen o heceyi, öz ışığında, güneş olmaya durmuşsun demektir.

Aynı bakışla hece, gecedir. Anlayışının üstüne örtülen… Uyumaz da geceyi aydın kılar isen, hece hece güneş olursun, dilinden düşen her kelam yeni güneşler doğurur.

Haydi, yaşadığın konusunda kendini ikna etti isen, aza çok vara yok diyebiliyorsan… Ayrı olandaki biri, bütün olandaki tükenmez farklılıkları görebiliyorsan… Kendinle savaşırken anlamların sonsuzluğunda kaybolup, kendini ışık yılı kadar uzak fikirleri idrak etmiş halde bulabiliyorsan… Aya baktığında güneşi, güneşe baktığında hidrojeni, gözlere baktığında gönülleri görebiliyorsan…

Olacak olanı ve olmuşu, aşk ile yeniden değerlendirebiliyorsan… Kulağını göz, gözünü öz kılabiliyorsan… Bildiğini ve duyduğunu ilk defa anlatılıyormuş gibi yeniden dinleyebiliyorsan…

Helal olsun o vakit sana… Geceler sana uyanma fırsatı verir. Heceler, gecelerin meyvesi olup bereket olur…

O halde, geceyi hecele, heceyi gecele…

 

 

 

 

 

|| Ahmet Kutluay kimdir?

Ahmet Kutluay
Manisa doğumlu. Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesinde lisans eğitimini tamamladı. Öğretmenlik yapıyor. Üniversite yıllarında tiyatro eğitimi aldıktan sonra pek çok dizi ve sinema filminde konuk oyuncu olarak yer aldı. Senaryo yazıyor. 2012 yılında Kendini Bilme Yolunda insan adlı bir kitabı yayımlandı. İkinci kitabı ise yayım aşamasında. Sanatalemi'nde öykü, deneme, şiir türlerinde yazıları yayımlanıyor.

Yorum yaz

Yukarı Git