19 Ekim Perşembe, 2017
Durma, İlerle

Durma, İlerle

 

10010746_623098247767396_1906701441524486228_o

Muhammed Şaban Yılmaz

Evet, bu başlığı incelediğimizde herkes kendi duygu ve düşüncelerine göre değişik anlamlar çıkarabilir. Benim burada özellikle vurgulamak istediğim ise, içinde barındığımız bu dünyanın gerçek manasını anlayan ve o doğrultuda Rabbi’nin rızasını kazanmaya çalışan Müslümanların, en ileri seviyelere yükselerek, tıpkı asr-ı saadette olduğu gibi, bu vahşet gâh dünyada huzur ve barışa götürecek adımları atabilmesi gerçeğidir.

Evet, gerçekte bir Müslüman en ilerici, en üretici bir fikriyata sahip olmalıdır. Kendisini sahipsiz zanneden insanoğluna bir yaratıcının olduğunu ve bir gün hesaba çekileceğini hatırlatabilecek bilgi, birikime ve potansiyele sahip olmalıdır. Çünkü bu vahşet gâh dünyada insanoğlunun dizginlenmesi, zulmün engellenmesi ancak ve ancak insanoğlunun kalbinde yerleşecek olan Allah korkusuyla olabilir.

İslam dünyasına baktığımızda özellikle orta doğuda, Suriye ve Irak’ta yaşananlar maalesef yüreklerimizi dağlamakta, gözyaşlarımızı kurutmaktadır. Müslümanların hem bu dünyada hem ahrette kurtuluş reçetesi olan Kuran hakikatlerini, dünyadaki diğer insanlara ulaştırma gayesi taşıması gerekirken, birbirlerini vahşice öldürmeleri ve Müslümanlıkla bağdaşmayan terör gibi faaliyetlerde bulunmaları, gayrimüslimlerin İslam’ı anlamasını geciktirmekte ya da yanlış anlamalarına neden olmaktadır.

Müslümanların bu acınacak durumda olmaları, her ne kadar emperyalist dünyanın gizli oyunları da olsa bir Müslüman uyanık olmak zorundadır. Peygamber efendimizin Mümin aynı delikten iki defa sokulmaz hadisinde belirttiği gibi, emperyalistlerin sürekli oyununa geliyorsa, kendi Müslüman kimliğini de sorgulamalıdır.

Müslüman dünyası kendi özüne dönmeli, batının ve emperyalist dünyanın köhneleşmiş ve çökmüş kurallarından kendini kurtarıp, İslam’ın temel öğretileriyle önce kendi içindeki birlik ve beraberliği sağlamalı, daha sonra tüm dünyaya ışık olabilmelidir.

İslam en ilerici din olmasına rağmen, dış mihraklar ve içimizdeki hainler tarafından İslam sanki gericilikmiş gibi dayatılmış, Müslümanların gafletlerinden de yararlanılarak, toplum dininden soğutulmuş ve koparılmıştır. Bu durumdan kurtulmanın en güzel yolu, Müslüman yine kendisini sorgulamalı ve İslami hakikatleri anlamaya gayret sarf etmelidir.

Evet, insan sadece bakmamalı aynı zamanda baktıklarını görebilmelidir. Evet, bakmak ayrı görmek ayrıdır. İnsanoğlu göz ile bakar fakat akıl ile görür.

Canlı varlıklara baktığımız zaman, türüne göre yumurtada ya da rahimde varoluş sürecinden sonra büyüme, gelişme ve daha sonra âlem değiştirme anı gelmektedir. Yani şu geniş zannettiğimiz dünyanın kapısını çalarak yeni bir hayat için doğma vakti gelmiştir artık.

İnsana baktığımız zaman dünyaya gelmeden evvel dünyada lazım olacak azaları, dünyayı anlayacak duyguları Yüce yaratıcı tarafından adeta o küçücük bedenine hediye edilmiştir.

Hâlbuki o yavru ana rahminde o azalardan birçoğuna ihtiyacı yoktur. Çünkü ana rahminde ne görebileceği ve gezebileceği geniş bir dünya, ne de tadına varabileceği, yiyeceği gıdalara ihtiyacı yoktur. O gideceği geniş dünyada ise bu aza ve duygularını kullanacak, fakat akıl sahibi olduğu için hayvanlardan farklı olarak her hareketinden sual olunacak yani hesaba çekilecektir.

Evet, kâinata baktığımız zaman hiçbir şeyin gerçekte durağan olmadığını, hatta cansız varlıkların dahi hareket halinde olduğunu görebilir ve anlayabiliriz.

Maddenin en küçük yapıtaşı olan atom incelendiğinde, merkezde çekirdek ve etrafında elektronların döndüğünü hepimiz biliriz. Cansız, hareketsiz, durağan olarak gördüğümüz maddenin en küçük yapıtaşı dahi gerçekte hareket halinde, enerji yaymakta ve zaman denizinde seyir halinde bulunmaktadır.

Maddenin en büyükleri arasında sayılan gezegenler ve yıldızlar feza denizinde, kendi yörüngeleri etrafında ve uzay boşluğunda seyir halinde bulunmakta, bize aynı gerçeği yani durma ilerle hakikatini adeta haykırmaktadır.

Peygamber efendimizin iki günü eşit olan ziyandadır, ilim Çin’de de olsa öğreniniz hadisleri, Hz Ali’nin bana bir harf öğretenin kölesi olurum vb. ifadeleri ve daha birçok ayet ve hadis incelendiğinde dinimizin ne kadar ilerici bir din olduğu daha iyi anlaşılabilmektedir.

Evet, bir Müslüman ahlak ve faziletinin yanında ilim ve sanatta da ilerlemeli, kâinatı Allah’ın bir kitabı gibi görüp okuyarak, marifetullahta ilerleyip muhabbetullah hakikatine ulaşarak, saadeti dareyne erişebilmelidir. 

Ey Müslüman kalk ve uyan artık,

Üzerindeki oyunu bozmalısın yazık,

Sendeki bu hal bendeki darlık,

Durma ilerle, gafleti atalım artık 

 

El ele verelim birlik olalım,

Fitneye bakma dirlik olalım,

Sustur ateşi yaraları saralım

Durma ilerle, gafleti atalım    

              

 Emperyalistler kursa da tuzağı,

Toprağa düşse de mazlumun kanı,

Bak arş’a yükselen kulların duası

Zalime iner Rabbi’nin gazabı.

|| Muhammed Şaban Yılmaz kimdir?

Muhammed Şaban Yılmaz
1972 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdikten sonra belli bir süre pratisyen hekim olarak çalıştı. Daha sonraki yıllarda Trakya Üniversitesi’nde Genel Cerrahi alanında uzmanlık eğitimi aldı. Halen genel cerrahi uzmanı olarak çalışmakta. Zamanın her anını dini ve ilmi eserler okuyarak Rabbini tanıma, Rıza-yı İlahi yolunda yaşama ve kendini geliştirme arzusu taşımakta.

Yorum yaz

Yukarı Git