20 Ağustos Pazar, 2017

Yazarlar: Hülya Günay

Haber Aboneliği
Hülya Günay
1979 yılında Malatya’da doğdu. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi mezunudur. Kişisel gelişim, pazarlama koçluğu, insan kaynakları yönetimi alanlarında eğitimler almış olup; farklı sektörlerde finans, pazarlama yönetimi kademelerinde çalıştıktan sonra 11 yıl bankacılık yaptı. bizimsemaver.com ve sanatalemi.net te çeşitli yazıları yayınlanmaya başladı. Yazmayı okyanus kendisini de kumsaldaki bir kum zerreciği gibi görmekte; edebiyat alanındaki çalışmalarına devam etmektedir.

Tüm Yazıları

Hilye-i Şerif Ve Tesbih Müzesi

İstanbul’u gezerken tarihin gözlerini, kokusunu ruhunuzun derinliklerine kadar hissetmeniz kaçınılmaz. Her adımda, her taşında, her mimarisinde ayrı bir anlam olan sur içi… Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Kırılmaz Bir Güç, Yenilmez Bir Ruh

Kırılmaz bir güç, yenilmez bir ruh ekip ruhu. İş hayatında kazanmanın sırrı ekip ruhunda yatmaktadır. Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Üstün İnanç İle Geçen Bir Günün Ardından

Beyazıt Kitap Fuarı tüm güzelliği, rengi, insanların coşkusu ile devam ederken; imkânlar dâhilinde imza günlerini takip edip, Ramazan Sohbetlerine dinleyici olarak iştirak etmeye çalışıyoruz. Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

El Emeği Göz Nuru Diş Kirası

İnceliğin, estetiğin, iyi niyetin olduğu her yerde sanat vardır. Anlamlı duyguların ifade ediliş tarzı kendini bir eserde bulur. Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Ramazan Ve Fatih Camisi

Ramazan demek Fatih Camisi demek benim için. Fatih Camisi demek, Fatih Sultan Mehmed demek. Fatih’in gölgesinde gölgelenmek her şeyden emin olmak demek. Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Hoş geldin Ey Sevgili

/ Hülya Günay / Gecenin bir yarısı tokmağını adeta kafama indiriyormuş gibi güm güm güm davul sesi… Mahallede davulun tokmağı gümlerken, bizim evde de benim serçe kalbim güm güm atar; bir yaprak gibi titrerdim perdenin arkasında. Korku, merak karışımı iri gözlerle gizlenerek meşhur Ramazan davulcusunu dikizlerdim. Sesi beni ürkütse de suretini görünce korku yerini eğlenceye bırakırdı. Sabah olunca Yeni Caminin imamı her sabah bize gelir, abdest alınır, babamın yanında sessizce oturulup Kuran-ı Kerim dinlenirdi. Muhteşem sesi, kıraati bugün bile kulaklarımda yankılanır. Ve keyifli yaz iftarları… Anneannemlerin bahçesinde kocaman bir aile sofrası kurulur, en az yirmi kişi toplanırdı masanın başına. Hanımelleri, güllerin kokuları birbirine karışırken, sıcaktan ferahlamak için yıkanan avlunun mis kokusu, ağaçlardan sarkan meyveler, tatlı iftar telaşesi, şerbetler, hurmalar… Uzun yaz sıcaklarından bir haber bizler; çocukluğun sınırsız haklarından faydalanırken, anneannemin annesi, büyük anneanne : ‘’ Yeter çocuklar yerler mühürlendi ezan okunacak, yemek yenilecek, artık koşmayın, günah.’’ Dediği anda bizim için ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Önce Dostluk Vardı

/ Hülya Günay / Önce dostluk vardı. Ekmek, tuz hatırı bilen, birbirini kırmadan önce şöyle bir durup düşünmeyi tercih eden insanlar vardı. Vefa, hatır, hoşgörü, dürüstlük vardı. ’’ Önce Söz Vardı… ‘’ laf değil yaşama dair söz söyleme sanatı, muhabbet vardı. Sevinç, mutluluk, gülmek ne kadar hayata dairse; hüzün, keder, gözyaşı da o ölçüde hayatın içinde. Acı bir kahvenin telvesi gibi kara, zor günlerimiz bizi biz yapan tecrübelerin başında gelmekte; yanında şerbet tadında hakikatli dostlar yüreğimizdeki hüznü vakum gibi çekip alanlar. Bir sözcüğü ile bizi bizden alanlar… Gözyaşlarımızı içimize akıtırken; ta gözlerimizin içi gülene kadar bize emek vermeyi bilen güneş gibi dostlar hayatımıza dokununca gökkuşağının her renginin tadını çıkarmak kalır hüzünlü kalbimize. Vefasızlık, bencillik, insanları kullanma sanatı da bazı hayatlara dair. Değersizleştirmeye çalıştıkça karşısındakini; hayatta kendi değerini, konumunu belirleyen insanların karşısında gösterdiğimiz sabır, tevazu, kendi değerimizi korumayı başarabilmek te hayatın ayrı bir boyutu. Otomatik bir makine gibi her an insanları ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Uzun Bir Yol Hikâyesi

Hülya Günay Kendince bir hayatı vardı. Kimselere muhtaç olmamanın ötesinde, oldukça variyetli, güçlü, yakışıklı bir eşi, çocukları, ailesi… Coğrafya kaderdir hesabı, annesinden, atasından gördüğü kadar yaşıyordu hayatı, taşımaya alışkın olduğu kendini yormayan yükleri ile. Belki de kimselere ses çıkaramadığı yüreğindeki hüzünler ile. Kamu spotları, erken teşhisin önemini vurgulayan haberler, afişlerden bir haberdi bugüne kadar. Uzun yıllardan sonra bir kez daha anne olmanın mutluluğunu yaşamasına fırsat kalmadan, hekimlerin gözlerindeki kararan bulutları andıran ifade, sessizlik, fırtına öncesini andırıyordu adeta. Bu doğumu yapmasa hastalıktan hiç haberi olmayacaktı. Beklemesini onlar kadar bilen yoktur. Koridor sonlarında açılıp kapanan kapılar, köpüklenerek uçan, uzaklarda kaybolan beyaz önlükler, muayene odasının kapısına ümitle bakan buğulu gözler. Hastanelerin kokusu, rengi, atmosferi ağır olduğu kadar bir de yükü ağır olan bölümleri vardır ki insana düşmanımın başına gelmesin dedirten türden. Ağaçların bile sıhhatine imrenerek ilerliyorlardı hastane bahçesinden karı koca. Belki de yıllarca evli kaldıkları halde birbirlerine bu kadar kenetlenmemişlerdi. Yaşadıkları kentte yetersiz ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Üç Ayların Meltemleri

Hülya Günay Günlerdir bir tatlı huzur, farklı bir serinlik var, yangın yeri yüreğimde… Üç ayların ılık ılık esmeye başlayan meltemleri, gönlümde yeşeren bahar dalları, nergisler, yaseminler. Peygamber Efendimizin hadis-i şeriflerini düşünüyorum derinlere dalıp: ‘’ Recep Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan ise ümmetimin ayıdır.’’ ‘’ Recep Allah’ın ayı’’ cümlesinden anladığım ne, bunu düşünmek, analiz etmek, muhasebemi dürüst sağlam yapmak. Allah için Recep ayını nasıl değerlendirmeliyim, sorular ile fırtınalar içinde beynim. Kendimce cevaplar arıyorum. Allah için yetim bir çocuğun başını okşamak, çaresiz bir insanın derdine derman olamasam da derdini dinleyip gönlünü ferahlatmak, komşuma, akrabama merhamet etmek, hatalarına sabır gösterip küslükleri, kırgınlıkları kaldırmak, yaptığın işin en iyisini yapmak, nefes aldığımız havada bile bile kul hakkı varken, kul hakkını Allah bana sormaz enaniyetine düşmemek. En önemlisi kibir, kabalıktan uzak durup, Allah için tebessüm etmek. Mütevazı olmak. Allah için insanların yardımına koşmak. Kulu Rabbine yakınlaştıran; farzların dışında nafile ibadetlerin tadına varmak, cennet ümidi, cehennem ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Yüzümü Güldürenim…

Hülya Günay ‘’Sana her zaman söylüyorum senin yüzünde gülmek var Bakınca bir yaşama ordusu çıkıyor aydınlığa ‘’                                                                 Edip Cansever Dizeleri okuyunca gözümün önünde gülleri açmış bir bahçe canlanıyor adeta. Seyredende bir yaşama ordusu çıkaracak hissiyatı uyandıran mütebessim bir ifade dünyanın en büyük serveti olmalı. Bu ifade ile hayata on adım ileriden başlamış sayılır insan. Güler yüzlü insanların yanında ruhumuz aydınlanır, konuşmasa dahi seyredene huzur verir. Öyle bir güce sahiptir ki karşıdaki insanı hayata bağlayabilecek gücü verir farkında olmadan. Karşıya verdiği o güç içten içe kendisini de hayata bağlayan yegâne iksirdir. Sürekli dertlenen, yüzü düşük insanlardan yorulmuş kalplere bir ödüldür mütebessim insanlar. İçten; ta gözlerinin içi ışıklar dağıtacak kadar mütebessim bir yüz ifadesi biz bir adım atmadan karşıdaki insanları ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş
Yukarı Git