24 Haziran Cumartesi, 2017
Duyurular

Yazarlar: Hülya Günay

Haber Aboneliği
Hülya Günay
1979 yılında Malatya’da doğdu. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi mezunudur. Kişisel gelişim, pazarlama koçluğu, insan kaynakları yönetimi alanlarında eğitimler almış olup; farklı sektörlerde finans, pazarlama yönetimi kademelerinde çalıştıktan sonra 11 yıl bankacılık yaptı. bizimsemaver.com ve sanatalemi.net te çeşitli yazıları yayınlanmaya başladı. Yazmayı okyanus kendisini de kumsaldaki bir kum zerreciği gibi görmekte; edebiyat alanındaki çalışmalarına devam etmektedir.

Tüm Yazıları

Üstün İnanç İle Geçen Bir Günün Ardından

Beyazıt Kitap Fuarı tüm güzelliği, rengi, insanların coşkusu ile devam ederken; imkânlar dâhilinde imza günlerini takip edip, Ramazan Sohbetlerine dinleyici olarak iştirak etmeye çalışıyoruz. Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

El Emeği Göz Nuru Diş Kirası

İnceliğin, estetiğin, iyi niyetin olduğu her yerde sanat vardır. Anlamlı duyguların ifade ediliş tarzı kendini bir eserde bulur. Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Ramazan Ve Fatih Camisi

Ramazan demek Fatih Camisi demek benim için. Fatih Camisi demek, Fatih Sultan Mehmed demek. Fatih’in gölgesinde gölgelenmek her şeyden emin olmak demek. Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Hoş geldin Ey Sevgili

/ Hülya Günay / Gecenin bir yarısı tokmağını adeta kafama indiriyormuş gibi güm güm güm davul sesi… Mahallede davulun tokmağı gümlerken, bizim evde de benim serçe kalbim güm güm atar; bir yaprak gibi titrerdim perdenin arkasında. Korku, merak karışımı iri gözlerle gizlenerek meşhur Ramazan davulcusunu dikizlerdim. Sesi beni ürkütse de suretini görünce korku yerini eğlenceye bırakırdı. Sabah olunca Yeni Caminin imamı her sabah bize gelir, abdest alınır, babamın yanında sessizce oturulup Kuran-ı Kerim dinlenirdi. Muhteşem sesi, kıraati bugün bile kulaklarımda yankılanır. Ve keyifli yaz iftarları… Anneannemlerin bahçesinde kocaman bir aile sofrası kurulur, en az yirmi kişi toplanırdı masanın başına. Hanımelleri, ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Önce Dostluk Vardı

/ Hülya Günay / Önce dostluk vardı. Ekmek, tuz hatırı bilen, birbirini kırmadan önce şöyle bir durup düşünmeyi tercih eden insanlar vardı. Vefa, hatır, hoşgörü, dürüstlük vardı. ’’ Önce Söz Vardı… ‘’ laf değil yaşama dair söz söyleme sanatı, muhabbet vardı. Sevinç, mutluluk, gülmek ne kadar hayata dairse; hüzün, keder, gözyaşı da o ölçüde hayatın içinde. Acı bir kahvenin telvesi gibi kara, zor günlerimiz bizi biz yapan tecrübelerin başında gelmekte; yanında şerbet tadında hakikatli dostlar yüreğimizdeki hüznü vakum gibi çekip alanlar. Bir sözcüğü ile bizi bizden alanlar… Gözyaşlarımızı içimize akıtırken; ta gözlerimizin içi gülene kadar bize emek vermeyi bilen güneş ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Uzun Bir Yol Hikâyesi

Hülya Günay Kendince bir hayatı vardı. Kimselere muhtaç olmamanın ötesinde, oldukça variyetli, güçlü, yakışıklı bir eşi, çocukları, ailesi… Coğrafya kaderdir hesabı, annesinden, atasından gördüğü kadar yaşıyordu hayatı, taşımaya alışkın olduğu kendini yormayan yükleri ile. Belki de kimselere ses çıkaramadığı yüreğindeki hüzünler ile. Kamu spotları, erken teşhisin önemini vurgulayan haberler, afişlerden bir haberdi bugüne kadar. Uzun yıllardan sonra bir kez daha anne olmanın mutluluğunu yaşamasına fırsat kalmadan, hekimlerin gözlerindeki kararan bulutları andıran ifade, sessizlik, fırtına öncesini andırıyordu adeta. Bu doğumu yapmasa hastalıktan hiç haberi olmayacaktı. Beklemesini onlar kadar bilen yoktur. Koridor sonlarında açılıp kapanan kapılar, köpüklenerek uçan, uzaklarda kaybolan beyaz önlükler, ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Üç Ayların Meltemleri

Hülya Günay Günlerdir bir tatlı huzur, farklı bir serinlik var, yangın yeri yüreğimde… Üç ayların ılık ılık esmeye başlayan meltemleri, gönlümde yeşeren bahar dalları, nergisler, yaseminler. Peygamber Efendimizin hadis-i şeriflerini düşünüyorum derinlere dalıp: ‘’ Recep Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan ise ümmetimin ayıdır.’’ ‘’ Recep Allah’ın ayı’’ cümlesinden anladığım ne, bunu düşünmek, analiz etmek, muhasebemi dürüst sağlam yapmak. Allah için Recep ayını nasıl değerlendirmeliyim, sorular ile fırtınalar içinde beynim. Kendimce cevaplar arıyorum. Allah için yetim bir çocuğun başını okşamak, çaresiz bir insanın derdine derman olamasam da derdini dinleyip gönlünü ferahlatmak, komşuma, akrabama merhamet etmek, hatalarına sabır gösterip küslükleri, kırgınlıkları ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Yüzümü Güldürenim…

Hülya Günay ‘’Sana her zaman söylüyorum senin yüzünde gülmek var Bakınca bir yaşama ordusu çıkıyor aydınlığa ‘’                                                                 Edip Cansever Dizeleri okuyunca gözümün önünde gülleri açmış bir bahçe canlanıyor adeta. Seyredende bir yaşama ordusu çıkaracak hissiyatı uyandıran mütebessim bir ifade dünyanın en büyük serveti olmalı. Bu ifade ile hayata on adım ileriden başlamış sayılır insan. Güler yüzlü insanların yanında ruhumuz aydınlanır, konuşmasa dahi seyredene huzur verir. Öyle bir güce ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Teşekkür etmek…

Hülya Günay   Yapılan bir iyiliğe karşı veya herhangi bir harekete karşı duyulan mutluluk, gönül borcunu ifade ettiğimiz bir nezaket sözcüğüdür. Tanımının ötesinde bir derinliğe sahiptir, derinleşebilmekte tüm mesele. Kalpleri birbirine yaklaştıran, ulaştığı yeri eşsiz güzelliklere götüren bir sanattır. Bir tür kul hakkı, karşıdakine değer verdiğinin simgesidir teşekkür etmek. Hayatımız dayanılmaz sıkıntılar, iş yoğunlukları, koşturmalar ile geçiyor. İşsizlik, terör, yaşam pahalılığı, dünyanın içinde kavrulduğu savaşlar, ekonomik sıkıntılar, trafik, çevre kirliliği, manşetleri doldurup taşıran cinayetler, suç eğilimleri, insan katliamları, doğa katliamları… Her bireyin kendi yaşam seviyesi, hayata bakış açısına göre kimisi için maddi kimisi için manevi sıkıntıların zirvede olduğu, kimilerine göre ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Neşterin İzinde! … Beyin Fırtınası- Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın

Hülya Günay ‘’ … Dünyanın fani, Hakk’ın, hakikatin ve ilmin de baki olduğu gerekçesi ile ve bu gerekçeleri de bihakkın yerine getireceğin düşüncesi ile sana aktarıyorum. Çünkü ilim, insanlığın ortak mirasıdır. Kişiler, bu mirasın vasıtalarıdır. Daha ilkokula başladığımda, babamın bana ilk öğrettiği şey; kitap yırtmanın, kalem kırmanın ve eski bir gazete parçası bile olsa, kâğıt üzerine basmanın en büyük günah ilme ve insanlığa hakaret ve ihanet olduğudur… Alabildiğin kadar ilmi al, verebildiğin kadar ilmi aktar… … Herkesi kardeş bil, bilimi işin, işini de bilim olarak gör ki, hayat boyu hep mutlu olasın! … Başarının temelinde, sadece elinden geleni yapmak değil, ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş
Yukarı Git