20 Ağustos Pazar, 2017

Yazarlar: Ayşei Yasemin Yüksel

Haber Aboneliği
Ayşei Yasemin Yüksel
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci) Ankara’da doğdu, büyüdü. Kendini bildi bileli okur da yazar da çizer de. Üniversite mezunu. Havacılık sektöründe çalışıyor. İlk çalışmaları gazetelerde yayınlandıktan sonra yazmaya biraz ara verdi. Sektör dergisindeki yazılarının ardından kendi bloğuna, www.acemidemirci.blogspot.com’a sahip oldu. İte kaka, yakınlarının zorlamasıyla yarışlara katıldı. Acemi Demirci rumuzuyla girdiği ilk yarışında ilk derecesini kazandı. Sanatalemi tarafından açılan ”Beş Dalda Edebiyat Yarışı”nda Deneme dalında birinci olurken Anı dalında mansiyon aldı. İki kez de bloğuyla birincilik ödülü kazandı. Konu kısıtlaması olmaksızın her şeyi yazar. Bunu en iyi kendi bloğundaki “Hakkımda” köşesinde anlatmaktadır. Peri Bacaları diyarı şehirlerinden biri olan Aksaray öykülerinden çalışan kadına, metropol sorunlarından köy hayatına dek. Halen Kadın Haberleri adlı internet gazetesinde yazmaktadır. Doğa ve doğallık vazgeçilmezi. Sanat, sanat tarihi, arkeoloji, tarım, bitkiler, ağaçlar, kuşlar ilgilendiği onca şeyden birkaçı. İçerde ya da dışarda gezmek, kendisi için sadece değişik bir yer görmek değil aynı zamanda başka kültürleri tanıyıp çoğunu kendi bloğunda paylaştığı mimari ve doğa ağırlıklı sayısız fotoğraf da çekmektir. Evli.

Tüm Yazıları

Erdek Yolunda Gülnihal ve Gülendam

O vakitler yolculuğa çıkınca okul gezilerindeki gibi şarkılar söylenmeli diye bilinirdi. Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Çay Ocağında

İşyerine gelenler uykularını açacak demli çay ya da mis gibi kokan kahve içmek üzere önce çay ocağına uğradıklarından içerisi yine kalabalıktı. Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Kapanlar

Şarkılar bizim yerimize çığlık atar. Ne çok şey söylerler halini anlatamayan, içini dökemeyenler adına. Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Fıstıklı Baklava

Masasındaki küreye bakıp henüz görmediği Avrupa ülkelerinden birine yapacakları geziyi düşünüyordu. Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Ağaç Budağından Ufuklar Görülemez

Belki de o yüzden kuşları bunca sevmem. Her şeyi kuş bakışı görebiliyorlar. Dar açıdan, tüm açılardan… At gözlüğü kıskacından değil de. Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Eğitim Adına Eğitimsizlik; Mezuniyet Çılgınlığı

Sena, oğlunun sınıf arkadaşlarının anneleriyle vatsap sayesinde haberleşirdi. Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Roman kaçkınları; çocukluğun öcüleri yani!

/ Ayşei Yasemin YÜKSEL / Belki de öcüler çocukluğun karanlık koridorlarında kalmadı. Belki de biz büyürken peşimiz sıra takip ettiler adımlarımızı. Öcü değil cici belleniyorlar şimdilerde belki de… Bir düşünsek, roman kahramanları bugünün kılık kıyafeti içinde yanı başımızda, ete kemiğe bürünmüş halde karşımızda olsaydı! Onların gerilim romanlarından ya da korku  filmlerinden kaçıp günlük hayatın içine sızmış olduklarını anlayabilir miydik? Roman yahut filmlerde anlamak kolaydır, çünkü altı çizilerek yazılırlar, seyredilirler. Oysa hayatta alt yazı bile yok. Şöyle tepeden bakıp her şeyi olduğunca görebilmek de yok. Hayat, sadece koşturmaca bellediğimiz  oyundan ibaretken  kimimiz filmlerin, romanların kahramanlarını kendilerine hayran bırakacak beceride bu oyunda. Bir film izlemiştim. Çok eski. Siyah beyaz. Konusu hiç eskimeyecek ama. Film, zirvedeki bir aktristin hayatını anlatıyordu. Hollywood’un en tepedeki yıldızı, fazlasıyla kaprisli. Hiç eyvallahı yok kimseye. Bir gün evine üstü başı perişan sefil bir kız nasıl olduysa giriyor. O ihtişamlı evinde bu kızı görünce deliye dönüyor zirvedeki kadın oyuncu. ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Kırlangıç Varyetesi Altında; Tiriliçe Tadında Akçay

Kırmızı boyunlu kırlangıç, kah çatılara kah griden maviye dönmekte tereddütlü soğuk Akçay denizine doğru ok gibi süzülürken göğün, suyun, daracık boşlukların keyfini çıkaran gözü pek dalgıçları andırır. Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Çalar saatlerin yetmediği güdük hayatlar

Çalar saatler görevini yapmıyor. Görevi uyandırmak. Evet, göz açtırıyor da uyandırmıyor. Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

Karanlığın sonu şafaktır

En zor yolculuk, en beklenen yolcu mutluluk galiba. Mutluluk yelkenlisi nasıl bir seyirdedir akıl ermez. Kayıkçıyı da  dinlemez zaten mutluluğun dümeni. Yekesi, kimseyi karıştırmaz kendi işine. Bazen dümen uysal olur, kırılan yönde ilerler. Yine de yolu belirleyici olan denizin şartlarıdır. Deniz dalgalı mı, kıpırtılı mı, kasırgalı mı her nasılsa öylesi zorlukla varılacaktır limana. Ya gemi su alsa da, dümeni söz dinlemese de her engel aşılacak ya da hiç mücadele etmeden hafifinden bir rüzgâra bile boyun eğilip rotadan cayılacaktır. Başıboş gemiler önünde sonunda hırçın dalgalarla karşılaşacak, dalgalarca dövülecektir.  Sandalından gemisine su alınca yüzemez; boğulurlar. Açıkların ilkesi budur. Mutluluğu bekleriz de beklediğimiz nedir mutlulukla? Gelse de karşımızda dursa tanır mıyız mutluluğu? Bilir miyiz mutluluk derken neden bahsettiğimizi?  Mutluluk nasıl bir şeydir bizim için, düşündük mü? Ne zaman, neyle mutlu olunur; mutluluk derken herkes aynı şeyi mi anlamakta, anlatmaktadır? Hiç sanmıyorum. Çok değişkenli bir şey mutluluk… Kimi zenginlik içinde mutsuz, kimi onca hayat ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş
Yukarı Git