24 Haziran Cumartesi, 2017
Duyurular

Yazarlar: Ahmet Kutluay

Haber Aboneliği
Ahmet Kutluay
Manisa doğumlu. Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesinde lisans eğitimini tamamladı. Öğretmenlik yapıyor. Üniversite yıllarında tiyatro eğitimi aldıktan sonra pek çok dizi ve sinema filminde konuk oyuncu olarak yer aldı. Senaryo yazıyor. 2012 yılında Kendini Bilme Yolunda insan adlı bir kitabı yayımlandı. İkinci kitabı ise yayım aşamasında. Sanatalemi'nde öykü, deneme, şiir türlerinde yazıları yayımlanıyor.

Tüm Yazıları

HECE İLE GECE

Ahmet KUTLUAY Heceden ve geceden kaçtığımdır, gafletim… Hece hece yaratılırken gölgem, ben Aslının gölgesini aramaya çıkmıştım. Kerem olmaya çalışmaktan, bıkmıştım. Gece olunca yolumu kaybettim, sığınak yaptım kendime, gölgeden.  Arayışım hece ile yürümeye durdu, adımlandı. Bin arşın sandığım, bir arpa boyu çıktı. Boyumu verdim de kurtardım, boynumu… Kurt sanmışım, koyunumu… Bir kelime iki dilde farklı anlamlara geliyorsa, hangisini seçmeli? Yahut nerede, hangisinden geçmeli? Hece hece ayırırlarsa yolunu, kendinden uzağa gider mi ufku? Gece kovalar mı cehaletin hecelerini? Yoksa cehalet kuluçkası mıdır gafleti doğuran hecenin? Sorular hecelerin hocalarıdır. Cehaletin panzehiridir. Gölgelerle avunan, ışığı sevmez bu yüzden. Cehalete soracak olursan, mutludur gölgeleriyle oynaşmaktan. ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

METAFOR

Ahmet KUTLUAY -Metaforik yaklaşım hastalığına tutulmuşsun dedi. Uzunca baktım. Anlamak için ama daha çok kendini anlayabilecek bir sahili var mı diye görmek için.  Önce apaçık kin göründü. Kin özünü bürümüş, gülücükleri eski bir maske parıltısı.  Kin dini olmuş zavallının. Şaşırdım. Kendini bilseydi dedim içimden, kin tutar mıydı hiç, kendine… -Dostum! Dedim. Kuzu rengine boyanmış kurt postunun altındaki cahim azabından arınsın diye. Dost bana yalnızca hayaldir, vehimdir dedi, hali… Gülümsedim ve kelamın dar alanından çıkmak geldi içimden. Çünkü bu darlık, sonsuzluğun ışığını yansıtamaz. Bilemez kendini bu sahte kendilik. Ayrılık düşüncesi kararttığından içini, göremez kendini. Olabileceği potansiyel güzelliği görünce irkildim. Ancak benim ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

SAHTE VE GERÇEK

Ahmet Kutluay Sahtedir çoğu hal… Aldatır, önce onun ile hâlleneni… Aldatıyorum zannı iyi gelir, aldanan cana… Ölüm ve zulüm, kendine değmez sanır. Göz yumduğu karanlığı, aydınlık diye yutturur, önce kendine… Çünkü kısırdır o bakışta, devran. O gönülde yer tutmaz mana-yı Sultan… Görmedin mi? Hitabını duymuş ancak işitmemiş, işitse de idrak etmemiştir. İdrak bir yüce dağdır. O dağın eteğine varamadan, bir derede boğulmuştur. Sahtelik, en çok da “gerçek” ten dem vurandır. Gerçeğe ulaşmadan gerçeğin kıyısında dolaşıp durandır. Sahtelik gölgedir. Işık olmadan varlığından söz edilemezken, kendini ışıktan ayrı var sanandır. Âleme ışıksız ve ışksız bakıp kendini kandırandır. Perdeleri kaldırıyorum deyip, duvar üstüne ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

SANATTA HAKİKAT ARAYIŞI

Ahmet Kutluay “Anladım işi, sanat, Allah’ı aramakmış, Marifet bu gerisi yalnız çelik çomakmış” Necip Fazıl Kısakürek Sanatın kaynağı aşktır. Aşkın sırrı güzelliktir. İnsan, güzelliğe vurgundur.                                                                                         İlhami ATALAY Kaynak, aşk olarak zuhura gelen güzelliğin aslıdır. Güzellik, kendi ilminde ve kendi kudretinde bir tek olanın, aşk ile kendini seyretmesidir. Bu yüzden müminin feraseti, keskindir. Çünkü baktığı nur; evvel ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

FİLİBELİ VE AKİF’ TE MEDENİYET KURUCU BİR ÖGE OLAN “ÇALIŞMAK”

Ahmet Kutluay İnsanoğlu varoluşunun ilk gününden bugüne yenilenen, değişen ve dönüşen ancak mahiyetini yitirmeyen ihtiyaçların sahibidir. Giderilmesi zorunlu olan bu ihtiyaçların kazanımı, insanlara ulaşması ve dağıtımı, insanlar tarafından tüketim şekilleri İktisat biliminin ilgi alanını oluşturmuştur. Bu ihtiyaçların edinim süreci bir bütün varlık olarak insanın algı dünyasına,  değerlerinden anlamsal arayışlarına sahne olan yaşamının her anına farklı şekillerde etki etmiştir. Aynı şekilde insanın değerleri, hayatı kavrama-okuma biçimi, ahlak anlayışı da ihtiyaçları edinimindeki tavrı üzerinde belirleyici olmuştur. Bu değerlerin anlaşılması, temel dinamiklerinin kavranarak insanlığın umudu olabilecek nitelikte yeniden inşası yolunda, zamanın değişik dönemlerinde farklı coğrafyalarda dertlenen, bu inşanın gayreti içinde olan insanlar olagelmiştir. ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

DERİN MİLLET

Ahmet Kutluay Bir rüzgar eser, milletimin terli alnını yalar geçer… Esen rüzgar ölür, yeni rüzgarlar doğar, nice rüzgarlar ters yandan eser, Milletler yürür sırat köprüsünde, milletimin karakteri sırat-ı müstakim… Bu millet kendi karakteri üzerinde yürüdüğünce sağlam ve âdil… Ölümsüzlüğün sırrı, milletimin devlet, devletimin millet olması… Sığ olmamak demek ölümsüzlük, olabildiğince derin olmak, derinlerde mayalanmak, derin millet ve ilkelerde sağlamlıkta adaletle derinleşen devlet olmak… Derin deyince yanlış anlaşılmasın, fikirde, ufukta, aşkta, şevkte, ilkede, hukukta derin ve daim olmak… Şimdilerde rüzgârı bestelemiş birileri, rüzgâr ayrılık türküleri söylüyor. Ayrılık türküleri çığırıyor rüzgâr… Üşüyen çok, daha çok üşüyeceğe benziyor insanımız, bu kadar bilenmişken gönüller… ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

MEDENİYET RÜYASI

Ahmet Kutluay Hayal olmayan, rüya ise olmaya yakın olandır. Medeniyetimiz; bilmeyenlere hayal, bilenlere ise dün kadar gerçek, yarın kadar yakındır. Hasta-hane değil Şifahanedir ki, insanlar Şafi olana döner. İyilik yapana teşekkür edilir ki, Hakk Teala’ ya yapılacak şükür hatırlansın, ihmal olunmasın. Ezan okununca yatanlar doğrulur ki, idrakler ve gönüller insanlığın selameti için bir ufukta doğrulsunlar. Bir eşya ödünç alınıp sonra geri verilir ki, kimse dünyanın geçici malını mülkünü sahiplenmesin. Kol kırılır yen içinde kalır; çünkü sır, insanı yüceltir. Kişi dilinin altında gizlidir ki, gönül kazanında kaynattığı anlam, dil kepçesiyle ikram edilir. Küçük dağları ben yarattım demek, günahların en büyüğüdür. Misafire ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

DİP DALGA

Ahmet Kutluay Hayat bir noktaydı. Onu ateş, toprak, hava ve su çoğalttı. Toprak suya mecra oldu. Su toprağı temizledi. Ateş suya kanat oldu. Hava diğer üçünü dengeledi. Denizler diplerinde volkanları gizledi. Bu sonsuz döngünün sahibi olan sonsuz kudret, dördün içine yüzlerce elementi gizledi. Yüzlerce elementte, sayılamayacak çoklukta gölge inşa etti. Her varlık, gözle görülemeyecek atomlardan oluşurken kimse hayat ile ölümü ayıramadı. Hayat ölüm ile noktalanırken, ölüm ise hayatla anlamlanıyordu. Hakikat anlamı hayat ve ölümü dengeleyedursun, her varlık özde birdi… Sözler çoğaltır ve uzaklaştırır, bir olanları. Sodyum ile tuz arasındaki farkı bilen bilir. Birinin adının diğerinden farklılığı aralarındaki birlik bağını yok ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

BİN PENCEREM

  Ahmet Kutluay Bin pencerem, bir tek cana açılır. Perdelerim “sen ile ben” de ayrılır, “biz” de ortada ayrılık mı kalır? Lakin çokluk, “biz” dahi olsa, ayrılıktandır. Bin pencerem, bir tek eve açılır. Sahib Gaib, Gaibe iman Hak, emin olan muhakkak… Hakikat, olup-durandadır, pencereler kapalı… Bin pencerem, “bir” sonsuza açılır. Sonsuzluk kuşatınca, ortada pencere mi kalır? Pencere hayal, perdeler gölge… Perdelere tutunup çıksak göğe… Bin pencerem, “zann” a mahal verir. Zanneden yanım, bildim derken ölür. Pencereler perdelere bürünür. Pencereden bakan, penceresiz gömülür… Bin pencerem, geceleri biraz ay ışığı yansıtır. Gündüz, “Ay”a ağıtlar yakar. Ak ay ışığıyla oynaşmak ister. Ancak, gölgelerden ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş

ÖLÜ CANLAR VE DİRİ ÖLÜLER

Ahmet Kutluay Ey kelimelere hayat veren! Ey anlamlara kelamı örtü kılan! Örtü örtü örtünen hakikat, gizem gizem esrarlanan giz… Ey merhameti gazabından üstün olan… Yetmiş bin perde ardındayken bana benden yakın olan… Ölü yanlarımı dirilt Mevla’m, Can ver bana sevgilinin anlamından… İçimde yaşayan, diri ölüler var. Bedenleri göçse de bu gölgelikten, taşıdıkları anlamlar ile kâinatı saran yüce gönüller. İsa nefesli, Hızır hevesliler… Bir yanım yaşamaktan aciz hayat rüzgârıyla salınan gölgelerle dolu. Gölgeler gözlerimi karartırken uzağın yakınlığında ve yakının ulaşılmaz uzaklığında ölüp ölüp diriliyorum. Sanki nefes verip diriltebilecek gibi…  Hayvanlığı aşmadan insanlığa erişmek, yalnız rüya, boş bir hülya… Hayvan, “Hayy” sıfatı ... Devamını Oku »

  • Facebookta paylaş
Yukarı Git